ABANA’NIN BUCAKLIK VE İLÇELİKLERİ

ABANA’NIN BUCAKLIK VE İLÇELİKLERİ

7

ABANA’NIN BUCAKLIK VE İLÇELİKLERİ

Dünya tarihinde Abana gibi bu denli yönetimiyle çok oynanan (köylük, bucaklık

ve ilçelik arasında gidip gelen) bir başka yer olamaz!

Abana,”köy” ya da “bucak” durumundayken kimi kez Ginolu’ya, kimi kez İstefan’a, kimi kez Ayandon’a, kimi kez Evrenye’ye, kimi kez Devrekani’ye ve son kez de İnebolu’ya bağlı görünüyor. Anılan bu yerler “ilçe” konumundadır.

Nurettin Peker (1893), bucaklık (ve ilçelik) öncesi dönemde “Abana İskelesi ve köylerini kadılık(*) ve gezici naiblerle kır serdarları-zaptiyeler yönetmekte” olduğunu söylüyor (AG, 15 Nisan 1978).

(*) Kadılık: kimi “dava”lara bakan “mahkeme”si olan yer.

Bulabildiğimiz en eski kaynak 1487 tarihlidir ve o zaman Abana KöyüDevrekani Kazası”nın ”Sahil Kinyoli Divanı”na (Ginolu) bağlıdır.

            Ayşe Tosunoğlu:

Abana: Sahil Kinyoli Divanı’nda(*) idi. Nüfusu, 1487’de 23 h, 3 m; 1530’da 24 h; 5 m olup, hasılı, 1487’de 1.911; 1530’da 1.440 akça idi” (Tapu-tahrir Defterlerine Göre, XVI. Yüzyilda Kastamonu Sancağı, İstanbul, 1993, s 143).

*) ”Divan”, Osmanlı’da  köy ile bucak  arasındaki yönetim birimidir. Köylerin büyükleri de divan” olarak adlandırılırdı. 1864 Vilâyet Nizamnâmesi‘yle, ”divan” tanımının yerini ”nahiye” (bucak) aldı.

Bu, ”Sahil Kinyoli Divanı”na bağlı köylerin çoğunun adları bugünkülere benzemiyor. ”Baylas (Yaylas=Yakabaşı olmalı), Elma Çukuri, Sencirus (Sinciros=Sarıçiçek), Eksene (İlişi) ve Keti (Çamdalı-İnebolu) Sahil Kinyoli’ye bağlıyken; Kelmas (Bozkurt ”Kilmes=Yılmaz” olmalı), Bayram Gazi, Kızılca Elma, Kesdene (”Kestanesökü” olmalı), Deluktaş (Deliktaş) doğdudan Devrekani’ye bağlıdır.

O zaman (1487) Devrekani’nin (Ginolu’yla beraber) 244; Küre’nin 100; İnebolu’nun 20 köyü var. Doğumuzdaki ilçe Sinop’tur (228 köy).

            Doç Dr Cevdet Yakupoğlu:

“1370’lerde, kardeşlerine göre yetişkin olduğu anlaşılan en Büyük Oğul Süleyman Paşa (Candaroğulları Hükümdarı Kötürüm Bayezid’in oğlu) ise, ’Emir-i Kebir’ sıfatıyla beyliğin merkezinde bulunuyor veya büyük ihtimal Devrekani, Küre, inebolu ve o dönemde Sahil Kazası olarak bilinen bugünkü Çatalzeytin, Türkeli, Bozkurt, Abana ilçelerini içine alan kuzey topraklarını babası adına idare ediyordu (Kastamonu Üniversitesi, II. Uluslararası Şeyh Şa’ban-ı Veli Sempozyumu, 2014, s 337).

Şerafettin Çetinkaya:

“XVII. Yüzyıl’da Devrekâni’den ayrılarak müstakil bir kazaya dönüşmüş bulunan Ginolu Sahili bulunmaktadır” (Lisans tezi, 2019).

1530’da Abana Köyü Ayandon İlçesi‘ne bağlıdır.

1530 (H 937) tarih ve “438 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri”nin “Defteri Hakani Dizisi, No 1”de (TC Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı, Yayın No 20, Ankara, 1994), Abana Köyü, Ayandon İlçesi’ne bağlı olduğu görülüyor.

Bu tarihte (1530) Kastamonuliva”dır(*) ve ilçeler Araç, Taşköprü, Boyovası (Boyabat), Durağan, Daday, Hoşalay (Doğanyurt), Sinop, Küre, Göl(**) ve Ayandon’dur. İsmail Hakkı Şener’den (1944) aldığımız bu “Anadolu Defteri”nde yazılı (1530’dan beri adı değişmeyen ve 1945’te Abana İlçesi’ne bağlı) köylerden 1530’da Ayandon’a bağlı olanlar: Abana, Maca, Yaylas, Keti, Elmaçukuru ve Kızılcaelma. 1530’da Küre’ye bağlı olanlar: Ambarcı(lar), Arza, Çerçili, Güde, Şeyhşaban ve Yunarı.

*) Buradaki “liva” (sancak), “il” anlamındadır. Anılan kitaptaki “1530 Tarihinde Anadolu Eyaleti” adlı harita altbaşlığında “Kütahya, Kara-Hisar-ı Sâhib (Afyon), Sultan-Önü (Eskişehir), Hamid (Isparta), Ankara, Bolu, Koca-İli (Kocaeli), Kastamonu ve Kengiri (Çankırı) livaları” deniliyor.

**) Buradaki “Göl”, “Gölköy”dür. 1530’daki “Göl Kazası”nın kimi köyleriyle bugünkü Kastamonu’nun kimi köy adları örtüşüyor: Çiğil, Eşen, Göçen, Kayalı(ca), Küçüksu, Numan(lar), Saray(cık) ve Sarıömer. Aşağıda anılan “Sorkun” da Göl’ün bir köyü.

21 Ocak 1779 (H 03 01 1193) tarihli Osmanlı Arşivi’nde Abana, Kastamonu’nun ”Sorkun” İlçesi”ne bağlıdır:

”Kaza dahilinde ailesi ile gezip masrafını ahaliye verdiren kadı ve naipler, namaz teftişi vesair isimlerle ahaliden para topladıklarından, Sorkun Kazası civarındaki Kinolu (Abana) Kasabası ahalilerinin şikayetleri.”

Buradaki ”KinoluGinolu”dur. Sorkun, 1866, 1867 ve tarihi verilemeyen daha önceki birçok arşivde de Kastamonu’nun ilçesidir. Burası Daday’ın 10 km Kastamonu yönündeki bugünkü Sorkun Köyü’dür. Osmanlı Arşivi dışında Sorkun’un Daday’dan önce ”kadılık” olduğu bilgisine ulaştık. Ayrıca Daday’ın bugünkü kimi köyleriyle Sorkun Kazası’nın kimi köylerinin adları örtüşüyor.

Osmanlı Arşivleri’nde ve çoğu öteki belgelerde Abana, çoğu kez büyük bir yer gibi yalın olarak (İnebolu’ya ya da Kastamonu’ya bağlı olduğu; köy mü, bucak mı, ilçe mi olduğu belirtilmeden) anıldığından, işimiz zor oluyor.

Örneğin, Necdet Ertuğ, “Osmanlı Döneminde İstanbul’daki Kayıkçılar“ın sayısını verirken, Abana’yı 1700’lü yıllarda da büyük bir yer gibi yalın olarak anıyor. İstanbul’daki kayıkçılar arasındaki Abanalıların sayısı ön sıralardadır.

1792’de İstanbulÜsküdar Büyük İskele ve Mumhane”iskelelerindeki kayıkçıların kökeni:

Çerkeş 109, Abana 70, Üsküdar 62, Kengırı (Çankırı) 11, İnebolu 8(*).

*) Necdet Ertuğ, Osmanlı Döneminde İstanbul Deniz Ulaşımı ve Kayıkçılar (TC Kültür Bakanlığı Yayınları, sayfa 68). İsmail Hakkı Şener‘den aldığımız bu yapıtın başka yerlerinden de Abanalı kayıkçıların sayısını gösteren alıntılar verelim: Ayazma İskelesi (1792): “Üsküdar 11, Abana 10, İnebolu 8, Tosya; Zaferanborlu (Safranbolu) ve Boyabad 6’şar…” (s 68). “Unkapanı İskelesi (1792): Erzincan 31, Karaağaç 13, Abana 7, Şehri (?) 6″ (s 70) ve Unkapanı İskelesi (1751): “Hasköy 5, Abana 3, Kemâh; Kastamonu; Azapkapı ve Bartın 1’er” (s 71).

            Hüseyin Avni Şanda (1902), “Türkiye’de İlk Müteşebbis Tacirler: Armatörler” çalışmasında, padişahların yetkilendirdiği “fermanlı tacirler” arasına Abanalıları da koyar:

“Fermanlı armatörler, Gemiciler Loncası içinde yer alırdı. Gemiciler Loncası’nda büyük ve küçük gemi işletenler, mavna, sandal sahipleri ve ‘fermanlı tüccar’ statüsündeki armatörler de vardı. İstanbul Limanı’ndaki bu tür esnafın çoğu da İnebolu, Abana, Evrenye gibi İstanbul’a yakın yerlerden göç etmiş kisilerdi” (Ticaret Odası Dergisi, Ocak-Mart 1972, İstanbul, s 66).

1462’de Candaroğulları Beyliği sonlandırılarak Osmanlı Devleti’ne geçen Kastamonu, “sancak” olarak, merkezi “Kütahya” olan “Anadolu Eyaleti”ne bağlandı.

Bu bölümde Evrenye çok geçecek.

Evrenye” adının kökeninin, 13. Yy’da yaşayan Ahi Evran‘ın oğlunun, ya da “mürit”lerinden birinin buraya yerleşmesinden kaynaklandığı söyleniyor (wikipedia.org).

Osmanlı Arşivi, 30 Haziran 1787 (H 14 09 1201):

Paşa Sancağı(*), Evrenye Nahiyesi’nde, Salimbeyli nam karye ve gayrıdan mahlül tımarın Süleyman‘a tevcihine dair Sağ Kol Miralayı İsmail‘in arzuhali.

*) Bu Evrenye, Bizim Evrenye değil. Buradaki “Paşa sancağı”, Rumeli’deki “Beylerbeyi”nin ilk merkezi olan Edirne’dir.

1836’da Kastamonu, 6 eyaletten (müşirlik) biri olan “Ankara”ya bağlandı. “Ankara Müşirliği, Ankara, Çankırı, Kastamonu, Viranşehir (Safranbolu) ve Çorum sancaklarından oluşuyordu.

7 Nisan 1837 (H 01 M 1253) tarihli Osmanlı Arşivi’de Abana, Bolu Eyaleti’nin Kastamonu Sancağı’na bağlı görürüyor.

1842’de (1846’ya dek) Kastamonu, “Bolu Eyaleti”ne bağlandı (sancaklar Kastamonu, Viranşehir, Koçaeli ve Bolu).

Abana, 1844-1845 (H 1260-1261) tarihli, “Osmanlı Temettüat Defterleri”nde de Kastamonu, Bolu Eyaleti”ne bağlıdır(*).

*) Bu belgede “Bolu Eyaleti, Ginolu Kazası”na bağlı kimi köylerin de adı geçiyor: Evraniyye (Evrenye), İlişi, Bayramgazi, Dağköyü, Sinciros (Sarıçiçek), Yemeni, Mamlay (Kavakören) ve Çatalzeytin divanları.”

Bu belgede kıyılarımızdaki Amasra ve Ginolu’dan başka İstafan ve Ayandon kazalarının (ilçe) da adı geçiyor. (Temettuat’ın yaklaşık anlamı ”vergi toplamak”tır).

Osmanlı Arşivleri’nde Bolu, 7 Nisan 1837’den 26 Kasım 1848’e dek Eyalet görülüyor.

1846’da Kastamonueyalet” olur. Kastamonu Eyaleti’nin sancakları: Kastamonu, Bolu, Sinop ve Kengırı’dır (Çankırı).

Kastamonu Eyaleti Merkez Sancağı’nın ilçeleri: Kastamonu Merkez, İnebolu, Safranbolu, Tosya, Taşköprü, Araç, Daday ve Cide.

1867’de “eyalet” adları “vilayet”e (il) dönüştürüldü.

İlk dönemlerde “kaza”lar (ilçe) “idari” değil, “adli” birimdir ve “kadı”lar yönetir. O dönemlerin “nahiye”leri (bucak) de “idari” olmayıp, “köylerin en büyüğü”dür ve ”divan” olarak da adlandırılır.

O dönemlerde sancak yöneticilerine “kaymakam”; ilçe yöneticilerine “müdür” de deniliyordu.

Aşağıdaki 4 Osmanl Arşivi’ni irdeleyeceğiz.

21 Ocak 1774 (H 08 11 1187): ”Ginolu Kazası, Arnasma Karyesi’nde vaki Ali Ağa ve Hasan Ağa Camii hitabetinin Mehmed‘in uhdesine sadır olan hatt-ı hümayun ile tevcihi.”

17 kasım 1795 (H 05 05 1210): “Abana kazası, Ortasama Karyesi Camii imamet ve hitabetinin İbrahim Halife‘ye tevcihi.”

29 Haziran 1796 (H 23 12 1210): “Keynolu (Abana) Kazası’nın Arnasma Karyesi’nde bulunan Hacı Ali Ağa Camii‘nin hitabet cihetinin nısf hissesine yapılan müdahelenin meniyle mezkur hitabet cihetinin İbrahim Halife‘ye tevcihi.”

27 Şubat 1808 (H 29 12 1222): “Abana Kazası’na bağlı Artasma Karyesi’ndeki el-Hac Velizade el-Hac Ali Ağa ve el-Hac Hasan Ağa Camii hitabet cihetinin İbrahim ve Salih Halifelere tevcihi.”

Şimdi bu 4 arşivi yorumlayalım:

  1. arşivdeki “Keynolu”, “Ginolu”dur. 3. Arşivde ”Keynolu”nun ardından ”Abana”nın ayraç içinde yazılması (100’den çok arşivde de bunu gördük), Abana’nın daha önce ilçe olduğunu vurguluyor. Bu arşivlerde geçen “Artasma” ve “Arnasma”, kanımızca bugünkü “Ağnasma”dır (Ağnasma ile Hacıveli Çarşısı arasında “Hacıveli Konağı/Quiet Abana” var). 4 arşivden 3’ünde “Ali Ağa Camisi ve İbrahim Halife (imam) geçiyor. Ortasama da Ağnasma olmalıdır.

Hacıveli” adı, son arşivde geçen “Velizade el-Hacı Ali Ağa” adından kaynaklanıyor olabilir.

Bizim (HTY, 1933) çocukluğumuzda Ağnasma, Hacıveli’den büyüktü(*). Korsanlardan korunmak amacıyla Ağnasma’ya yerleşilmiş olmalıdır.

*) Refik Yorgancı (1943): “Ben 10 yaşıma kadar Ağnasma’da oturdum. Dükkanımız Hacıveli’deydi. Dedem Mustabey (Mustafa Yorgancı, 1877), benden önce konak yaptırıp Hacıveli’ye inmiş. Gaco (Mehmet Atayurt 1899) ve Kamil Hoca (Atayurt, 1868) da benden önce inmiş. Ötekiler sonradan indi.  Çayırcık’tan gelen (Hacıveli Çayı’nın Abana yönündeki)  Yahya (Tığlı, 1899) dışında, Hacıveli’nin tümü Ağnasma’dan inmedir.

Bu durumda, Abana’nın en eski ilçelik tarihleri 1795 ve 1808’dir (yukardaki arşivler).

Osmanlı Arşivi 25 Mayıs 1804 (H 14 02 1219):

”Haremeyn imaretlerine ve sekban fırınlarına ait İbrail‘den satın alınıp Tomarabad İskelesi’nden sefine ile İstanbul‘a nakil edilirken Evrenye Kazası(*) önünde kazaya uğrayan buğdayların ahaliye satıldığı.”

*) Buradaki geminin (sefine) Romanya’nın İbrail (Braila) kentinden İstanbul’a giderken Evrenye’de kazaya uğraması usumuzu karıştırdı. Ama, 16 Ocak 2024’te gazetelere düşen benzer bir haber gördük: Ukrayna’nın Çornomorsk Limanı‘na 6 bin 497 ton üre (gübre) götüren Palau bayraklı Nordea Star adlı yük gemisi, Romanya açıklarında yük kayması sonucu yan yattı ve Cide’nin İlyasbey Köyü’ne dek sürüklendi.

11 Ekim 1826 (H 09 03 1242) tarihli arşivde İlçe Abana’dır. Ama, bu “Abana” “Bizim Abana” değil (Basra Vilayeti’ne bağlı bir Abana):

Abana Kazası’na bağlı Kermet Karyesi’nde bulunan Şeyh Celay Camii Hatibi Hüseyin Halife‘nin vefatıyla mahlul hitabet görevinin Süleyman Halife‘ye tevcihi.”

9 Mayıs 1834’te (H 29 12 1249) Abana İlçedir. Bu arşivde Ünye, Abana, Gidros (Gideros-Cide) ve Filyos ilçelerinden, tüfeklere kundak (kabze) yapılmak için ceviz ağacı isteniyor:

Tüfenkhane’de yapılmakta olan harbelü alatıma tüfenklerine kundaklık için Kastamonu Sancağı’nda Ünye, Abana, Gidros ve Filyos kazalarından çürük çarık, eğri ve çarpık olmamak ve gayet temiz ve budaksız olmak üzere iki bin iki yüz adet ceviz levhalarının mübayaa ve Tüfenkhane’ye gönderilmesi için emir yazılması.”

9 Ocak 1845’te (H 29 12 1260) ilçe Evrenye’dir:

Kastamonu Sancağı’nın Evrenye Kazası’nda Salgancı Mehmed Reis‘teki alacağının tahsili hususunda, sancak müdürüne emirname yazılmasını isteyen kutucu esnafından Mustafa’nın arzuhali.”

21 Mayıs 1848’de de (H 17 06 1264) Evrenye ilçedir:

Kastamonu Sancağı’nda kain İvranya Kazası sakinlerinden olup, Dersaadet‘e mürurları için ruhsat isteyen Hüseyin‘in zevcesi Kezban‘ın, Oğlu İsmail‘in ve Kerimesi Aişe‘nin vergi ve memleketçe mahzurdan salim olup olmadığının bildirilmesi hususunda Kastamonu Valisi’ne şukka.”

Abana 1849 ve 1850’de ilçedir.

Osmanlı Arşivi 27 Eylül 1849 (H 10 11 1265):

İsmail ve Kardeşi İbrahim‘in Sinop‘un Abana Kazası’na bağlı Elmaçukuru‘nda sahip oldukları dağ ve tarlaları Dilsizoğlu Osman zabtetmek istediğinden, haklı olanın ortaya çıkarılmasına dair Sinop Kaymakamı’na şukka.”

Osmanlı Arşivi 21 Eylül 1850 (H 14 11 1266):

            “Kastamonu‘nun Abana Kazası‘ndan olup Tophane‘de sakalık yapan İsmail‘in, Cideli Rençber Tahir‘i yaralama suçundan üç ay prangaya vurulmasına dair meclis mazbatası.”

1851’de Abana bucak ya da ilçedir: 4 Temmuz 1851 (H 04 09 1267) tarihli arşivde “Eski Abana Müdürü”nden (Esbak Abana Müdürü) söz ediliyor. Buradaki “müdür”ün, “bucak müdürü” (kimi kez de “kaymakam”) anlamında kullanıldığını biliyoruz.

1 Temmuz 1857’de (H 09 11 1273) ilçe Evrenye’dir:

*Evraniye Kazası, Göde Köyü’nde Fatma Hatun‘un ev ve arsasına müdahale eden Havva Hatun‘un müdahalesinin men’i.”

10 Ağustos 1859’da (H 11 01 1276) Abana ilçedir:

Abana Kazası Almaçokoru Karyesi sakinelerinden Fesli Şerife’nin uygunsuz davranışlarından dolayı zevciyle birlikte köyden ihracı.”

            28 Nisan 1861’de (H 17 10 1277) ilçe Evrenye’dir:

Sinop Sancağı, Evrenye Kazası’ndan ve Asakir-i Bahriye çavuşlarından Abdullah Ağa’nın Kardeşi Halil’i, Esirci Lüleci Mehmed Ağa Mısır’a kaçırıp Abbas Paşa’ya satmış olduğundan, Halil’in getirilip Abdullah Ağa’ya teslimi.”

1 Ağustos 1865’te (H 08 03 1282) ilçe Abana’dır:

            Kaptan Süleyman Ağa‘nın Reis-i Sefine, Sinop’ta Abana Kazalı Abdurrahman ile anlaşmazlığına dair arzuhali.”

4 Nisan 1872 (H 25-01-1289):

”İnebolu’da, Abana İskelesi‘ne yarım saat mesafede bulunan Perşembe Karyesi’nde kurulan pazarın Abana‘ya nakli.”

20 Haziran 1872 (H 13-04-1289):

İnebolu Kazasına tabi, Abana Kasabası civarında kurulmakta olan pazarın eski yerinde kalması lüzumu.”

12 Ekim 1873’te (H 19 08 1290) Evrenye bucaktır:

                            “İnebolu‘ya bağlı Ürine Nahiyesi Müdürlüğü’ne tayin olunan Mustafa Ağa‘nın kefaletinin icrasıyla kefilin kimliğinin bildirilmesi.”

1873 tarihli “Osmanlı İmparatorluğu Coğrafya Sözlüğü”nde (Dictionnarie Géographique de L’Empire Ottoman, St Petersburg, 1873) Abana, Sinop Livası’na bağlı bir yerleşim yeri olarak gösteriliyor:

Türkiye’nin Asya yakasında, Kastamonu Eyaleti, Sinop Livası’na bağlı, Karadeniz kıyısında bir yerleşim yeri.” (Bu bilginin doğru olmadığını sanıyoruz. 1869 ve sonrasında ilçe İnebolu’dur.)

6 Şubat 1875 tarihli (H 29.12.1291) arşivde Abana bucaktır:

Mehmet İhsan Efendi, 1291 İstanbul doğumlu, Abana Nahiyesi Düyun-ı Umumiye Memuru Hamdi Efendi’nin oğlu”(dur).

              4 Ağustos 1877 (H 24 07 1294):

Abana Nahiyesi‘nde inşa olunan mekteb-i rüşdiyeye (ortaokul) bir muallim-i sani ile bir bevvabın (hademe) tayin edilmesinin ve mekteb için masarıf-ı müteferrika tahsisine uygun görüldüğü.”

13 Ocak 1878 (H 09 01 1295):

”Tevcih, hitabet, berat, Ali ibn Mustafa, Mahmud ibn Ali, Senceros Karyesi Camii Vakfı (Abana Nahiyesi, İnebolu).”

27 Haziran 1878 (H 26 06 1295):

Viranya (İvranya) Nahiyesi’nin müdürlük merkezi olan Abana İskelesi‘nde pazar kurulması talebi.” (Burada çelişkili bir durum var: ”Evrenye Bucak Müdürlüğü’nün Merkez’i Abana”dır deniliyor.)

Abana, Kastamonu Salnamesi’ne göre 1882’de (1299 H)  İnebolu’ya bağlı bir “bucak”tır(*).

*) Kastamonu salnamelerini İsmail Hakkı Şener (1944) ve Mehmet Köse’nin (1926) yardımlarıyla taradık. İstanbul Beyazit, İstanbul Belediyesi ve Kastamonu Devlet kitaplıklarında salnamelerin tümü yok (Kastamonu’da kimileri çeviri için verilmiş, geri gelmemiş). H 1298 (1881) tarihli salnamede Abana, İnebolu İlçesi, Evreniyye Bucağı’na (Evrenye) bağlıyken; bir yıl sonraki H 1299 tarihli salnamede Abana, İnebolu İlçesi’ne bağlı bir bucak olarak görünüyor. Evrenye, Abana’ya bağlı bir köy durumunda. Bu tarihte Küre de İnebolu’nun bucağı. Doğumuzdaki ilçe de İstefan’dır.

Arkeolog Ahmet Gökoğlu, Abana’nın “H 1284 (1868) yılında İnebolu’nun bir nahiyesi” olduğunu yazıyor (Paflagonya, 1952, s 20). Nurettin Peker (1893) de ”Sultan Mecit’in ilk yazılı anayasası olan Tanzimat Fermanı’nın okunduğu 1839 yılında başlayan örgütlenmeler süresinde 1864 tarihli Vilâyet Nizamnamesi gereğince, Abana’da da belirli bir kadro ile nahiye müdürlüğü kurulmuştur” diyor (AG, 15 Nisan 1978).

Nurettin Peker (1893), Zonguldak’ın(*) da Abana ile beraber bucak olduğunu belirtiyor (AG 15 Nisan 1978).

*) Kaynaklarda 1900’den önce Zonguldak’ın bucak olduğuna ilişkin bilgi bulamadık. Meydan Larousse (1998), “Fatih döneminde Amasra’nın Cenevizliler’den alınması üzerine (1459) Zonguldak bölgesi tamamen Osmanlı yönetimi altına girdi” dedikten sonra Zonguldak’ın, Ereğli İlçesi’ne bağlı bir köy durumundayken 1899’da ilçe olduğunu belirtiyor. Ana Britannica’nın (1992) görüşü de böyle. Zonguldak Valiliği’nin internet sitesinde Zonguldak’ın ne zaman ilçe olduğuna ilişkin bilgi yok (2013). Anılan sitede ilin yönetsel (köy-bucak-ilçe-il) geçmişi üzerine yalnızca şu bilgiler var: ”TBMM Hükümeti, 20 Nisan 1920’de Devrek, Ereğli, Mudurnu, Bartın, Göynük ve Zonguldak’ı Bolu Bağımsız Mutasarrıflığı’ndan ayırarak, Kastamonu vilayetine bağladı. 14 Mayıs 1920’de de Zonguldak Kazası mutasarrıflık haline getirilerek, Kaza Kaymakamı Ahmet Cevdet Bey mutasarrıf vekili olarak görevlendirilmiştir. TBMM’nin ilk mutasarrıflık yaptığı ilçe olarak tarihdeki yerini alacaktır. Türkiye Cumhuriyeti’nin İlk İli Zonguldak; 1 Nisan 1924 tarih ve 491 sayılı Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun 60. maddesine göre sancaklar kaldırılınca, Zonguldak bağımsız mutasarrıflığı, vilayet yapılmıştır.” Oysa ”1967 Zonguldak İl Yıllığı”na bakılsa, 1899’dan 1967’ye dek görev yapan kaymakam ve valilerin adları görülecektir! Osmanlı Arşivleri’nde yaptığımız araştırmada Zonguldak’ın 1899’dan sonra da bucak ve köy olduğunu görüyoruz. İşte sonuçlar: Zonguldak köy olarak 1887-88’de Bartın’ın Çarşamba Bucağı’na (Çaycuma), 1998-1899’da Ereğli İlçesi’ne, 1892-97’de Hamidiye İlçesi’ne (Devrek), 1898’de Ereğli İlçesi’ne ve 1899’da Hamidiye İlçesi’ne bağlıdır. 1899’da ilçedir.  1900’de ilçeyken önce bucak; sonra il ve yeniden ilçe olur. 1901’de ilçelikten bucaklığa düşer ve yeniden ilçe olur. 1903’te Hamidiye İlçesive  Çarşamba Bucağı köyüdür. 1907’den 1919’a dek ilçe; 1919’da bucaktır Bu dönemde Zonguldak bölgesi “Kastamonu Vilayeti Bolu Sancağı”na bağlıdır.

Adının açıklanmasını istemeyen bir Bozkurtlu:

Sultan Abdülhamit’in Haznedar Paşası’nın odacısı Bozkurtluymuş ve hazinenin anahtarı ondaymış. Bu odacı bir kış günü Bozkurt’tan aldığı bir haber üzerine buraya geliyor. Yanlışlıkla hazinenin anahtarını da getiriyor. Bu anahtar için bir savaş gemisi yollanıyor. Abana’da karaya çıkıp Hacıyüzbaşı Ahmet’le (1839) görüşüyorlar. Hacıyüzbaşı odacıyı tanımasına karşın, gelen paşanın Bozkurt’a geçmesini her nasılsa engelliyor. Paşa, Hacıyüzbaşı’nın konukseverliğinden hoşnut oluyor ve İstanbul’a dönünce Abana’nın bucaklık kararı geliyor. Bu yüzden Bozkurtlular, ‘Bizim yüzümüzden Abana bucak oldu’ der”  (özel söyleşi).

Ruhi Taner (1931):

“Dedem Hacıyüzbaşı Ahmet (1839) burayı nahiye (bucak) yapıyor. Hükümet yapısı(*) ve PTT için hükümete yer vermiş. Tapuda böyle bir kayıt var. Bugün bu iki yapının yerinde postane var” (özel söyleşi).

*) İsmail Hakkı Şener’in (1944) İstanbul’daki bir “sahaf”tan aldığı Jurnallar’a ilişkin yüzlerce belgeden (Cemile Arıkan’dan /1939/ kaldığını sanıyoruz), hükümetin yapımına ilişkin: 27 Haziran 1939 tarihli belgede, Abana Hükümet Konağı yapımı için oluşturulan kurul ve 69 kişiden toplanan 1.771 kuruş bilgisi var.

1882’deki Abana Bucağı, bugünkü Bozkurt, Çatalzeytin ve Evrenye’yi de içine alan 84 köyden (muhtarlık) oluşuyordu. 1882’de Abana Bucağı’nda belediye de vardı.

Osmanlı Arşivleri’nde gezmeyi sürdürelim:

31 Ekim 1883 (H 29 12 1300):

Geyveli, nam-ı diğer Abana Kazası’nda sakin ve mütemekkin ahali-i İslamiye’nin isimlerini kendi rızaları üzerine ba-irade-i seniyye tarh ve tevzi olunan vergilerin miktar ve müfredatını havi vergi defteridir.”

Bizim Abana’nın bir adının da “Geyveli” olduğunu hiç duymadık (Geyve, Sakarya’nın ilçesi). Bu arada arşivlerden, Kütahya’da 1776’da ”Arslan Abana” adlı bir bucak olduğunu öğreniyoruz (bugünkü Aslanapa İlçesi). 1909’da Bursa-İnegöl’de bir ”Abana Nahiyesi” var (Bursa’nın Namazgâh Mahallesinde’ki bir derenin  adı da ”Abana Suyu”dur). Gelibolu ve Vize’de birer ”Abana Köyü” var.

Sivas’ın Akıncılar İlçesi’ne bağlı Göllüce Köyü’nün eski adı Abana’dır. 1990’larda adı Göllüce’ye dönüşen bu Abana Köyü’nde “Abana” adlı bir “gölet” bulunuyor. Abana, Hopa’nın Çamlık Köyü’nde, içinde bir pınar da bulunan bir ”piknik alanı”nın da adıdır (öteki ”Abana”lar için ”Abana Adları Derlemesi”ne /18. Bölüm/ basınız).

15 Ekim 1884’te (H 24 12 1301) bucak Evrenye’dir:

Örenye Nahiyesi sakinlerinden Hacı Mustafa ve Oğlu Mehmed‘in zulmünden şikayet eden ahaliden Mehmed ve arkadaşlarının arzuhalinin tahkiki.”

15 Eylül 1885’te (H 05 12 1302) bucak Abana’dır:

Abana Nahiyesi’ndeki Çatalzeytin İskelesi‘nde muhterik olan ebniye ve dükkanların yeniden inşası için sarf olunacak kerestenin orman vergisinden muafiyeti.”

24 Aralık 1885’te (H 17 03 1303) Abana bucaktır.

24 Ekim 1886’da da (H 26 01 1304): Abana bucaktır:

Kastamonu Vilayeti, İnebolu Kazası, Abana Nahiyesi ahalisinden olup Mabeyn-i Humayun‘da müstahdem olanlardan ticaret vergisi talep olunduğuna dair ahali tarafından yapılan şikayetin vilayete bildirilmesi.”

13 Aralık 1886’da (H 16 03 1304) bucak olarak Evrenye’yi görüyoruz:

İnebolu Kazası’na mülhak Evrenye Nahiyesi ahalisinden Topaloğulları Hacı Mustafa ve Mehmet Yazıcı ve avanesinin mezkur nahiye ahalisine mezalim yaptıkları şikâyetinin tahkiki ve gerekenin ifası.”

16 Aralık 1886 (H 19 03 1304):

Kastamonu Vilayeti dahilinde Evrenye Nahiyesi Vergi Katibi Mehmed Zühdü Efendi‘nin maluliyetinden dolayı tekaüdünün icrası.”

3 Mayıs 1887’de (H 9 08 1304) bucak Abana’dır:

İnebolu‘ya bağlı Abana Nahiyesi ahalisinin emlak ve arazilerine ait temettü vergilerinin affedilmesi talepleri.”

            15 Mayıs 1887’de (H 21.08.1304) Evrenye bucaktır:

            “İnebolu‘nun Evrenye Nahiyesi’nde bulunan bir mahal hakkında ahali tarafından verilen arzuhalin gereğinin ifası.”

25 Temmuz 1887 (H 4 11 1304):

İnebolu‘nun Örenye Nahiyesi’nden ve mavnacı esnafından pekçok kişinin, kendileri ticaret için Dersaadet‘te bulundukları halde yol inşaasıyla mükellef tutulup, bedelen para talebiyle ailelerine baskı yapıldığına ilişkin şikayetin tahkik olunarak, ortaya çıkacak duruma göre gereğinin yapılması.”

27 Temmuz 1887 (H 6 11 1304):

İnebolu‘nun Avranya Nahiyesi’nde bulunan bir mahallenin Ağa Mahallesi namıyla diğer mahallelerden tefrik edildiğinden vergi sergilerinin de tefrik edilmesi gerektiği.”

8 Ağustos 1887’de (H 18 11 1304) bucak Abana’dır:

İnebolu‘nun Abana Nahiyesi’ne bağlı Elmaçukuru Köyü’nün harab olmuş olan sıbyan mektebinin İane veya Evkaf Nezareti‘nce inşasının icab ettiği.”

21 Mart 1888 (H 8 06 1305):

Abana ahalisinin zahire yardımı taleblerinin Kastamonu Valiliği‘ne bildirilmesi.”

7 Ağustos 1888 (H 29 11 1305):

Abana Nahiyesi Müdürü Ahmed Hamdi Efendi‘nin istifasıyla, yerine Ali Fevzi Efendi‘nin tayin edildiği.”

21 Eylül 1888 (H 15 01 1306):

Abana Ahalisinden Hacı Mehmed, Nahiye Müdürü Vekaleti’nde bulunan Yüzbaşıoğlu Hacı Ahmed‘in kendisine zulmettiğine dair şikayette bulunduğundan Kastamonu Vilayeti‘nce tahkikat yapılması.”

6 Kasım 1888 (H 02 03 1306):

Abana Nahiyesi’nin Çatalzeytin Karyesi’nde yeniden jandarma bulundurulmasının istida edildiği.”

13 Kasım 1888 (H 09 03 1306):

”Emeklilik talebinde bulunan Abana Nahiyesi Müdürü Ahmed Hamdi Efendi‘nin tercüme-i hal varakasında belirtilen hizmetlerden sadece Kastamonu Vilayeti‘nce tasdikli memuriyetlere dair kayıt bulunduğundan hazırlanan hizmet cedvelinin gönderildiği.”

20 Şubat 1889 (H 19 06 1306):

”Kastamonu dahilinde Abana Nahiyesi sabık müdürlerinden Ahmed Hamdi Efendi‘nin tekaüdünün icrası.”

9 Mayıs 1889 (H 09 03 1306):

”Emeklilik talebinde bulunan Abana Nahiyesi Müdürü Ahmed Hamdi Efendi‘nin tercüme-i hal varakasında belirtilen hizmetlerden sadece Kastamonu Vilayeti‘nce tasdikli memuriyetlere dair kayıt bulunduğundan hazırlanan hizmet cedvelinin gönderildiği.”

1 Temmuz 1889 (H 03 11 1306):

Abana Nahiyesi Müdürü Ali Fevzi Efendi‘nin eşi Kamile‘nin nafakasının verilmesi talebinin değerlendirilmesi.”

13 Ocak 1890’da (H 21 05 1307) Evrenye bucaktır:

Kastamonu Vilayeti, Evrenye Nahiyesi’ne bağlı Zaviye Köyü ahalisinden Yüzbaşıoğlu Hacı Ahmed Ağa‘nın zulüm yaptığına dair şikayetin tahkiki ve gerekenin ifası.”

            10 Eylül 1890’da (H 25 01 1308) Abana bucaktır:

İnebolu Kazası’nın Abana Nahiyesi Zaviye Divanı Muhtarlığı‘ndan çıkarılmış olan Ömer Ağazade Hasan Reis‘in hala muhtarlık yaptığı, bu hususta gerekenin yapılması.”

Yukardaki iki arşivde ”Zaviye Köyü/Zaviye Divanı” var.

8 Kasım 1890 (H 25 03 1308) tarihli arşivde de ”Zaviye Köyü” geçiyor:

Abana Nahiyesi Zaviye Karyesi ahalisinden Yüzbaşıoğlu Hacı Ahmed Ağa‘nın zulmünden şikayet eden Mustafa‘nın telgrafı üzerine tahkikat icrası.”

Bu arşivlerde sözü edilen Ömer Ağazade Hasan Reis, Abana Belediye Başkanı Mehmet Şensoy’un (Öztürk, 1891) dedesidir. Yüzbaşıoğlu Hacı Ahmed Ağa da, Nazım Önüralp’in (1922) dedesidir.

Bu arşivlerde geçen ”Zaviye Divanı/Köyü”, birkaç köyün ”merkez”i olan Abana’dır.

Osmanlı Arşivi, 1840 Tarihli Ginolu Kazası, 890 no’lu ”Nüfus Deftereri”ndeki Zaviye Divanı ”karye”leri (oturanı sayılarıyla köyleri):

Sınarcık 138, Gelmes (Kilmes) 89, Pazaryeri 98, Bahce 103, Aydere (?) 58, Abana 147(*).

*) 29 Aralık 1845 (H 29 12 1261) tarihli arşivde, “Ginolu Kazası Zaviye Divanı”ndaki “Bahçe, Sınarcık, Abana ve Iğrava” köylerinin ”temettuat defterleri”nden söz ediliyor.

1840 tarihli “Nüfus Defteri”nde bugünkü birçok köyü bir ”divan” içinde görüyoruz. Örneğin İlişi Divanı: ”Yukarı (109), Aliçelebi (65), İlişi (101), Yukarı (72”). Buradaki “Yukarı”lardan biri “Yunarı/İnceyazı” olmalı. 1894’teki ”İlişi Divanı’nın 7 ” karye”sinden biri ”Yunarı’dır: ”İlişi, Uzunömer, Yukarı, Mahmut, Yunarı, Aliçelebi, Hacıhasan” (Kastamonu Vilayet Salnamesi, 1894).

Elmaçukuru Divanı (1840): Elmaçukuru (57), Kadıyusuf (47), Hacıveli (31), Çokan (? 27). Buradaki “Hacıveli”, köydeki “Hacıveli Mahallesi”dir.

1840 Nüfus Defteri’ne göre, Abana’da 633; İlişi’de 347; Evrenye’de 635 kişi (*) oturuyor.

*) Evrenye (Evraniye): Darıs (”Darsu” olabilir) 79, Nekerzele (”Niğerze” olabilir)139, Güdale (”Güde” olabilir) 151, Ayvan (”Ayan” ya da ”Ayvat” olabilir) 84, Avraniye 145, Keti (Çamdalı) 78.

14 Ekim 1890’da (H 29 02 1308) Abana ilçedir:

Abana Kazası İnaye Doğanı Karyesi camii hatibinin mahdumu Müteveffa Salih Efendi‘nin yetimlerine maaş tahsisi talebi.”

20 kasım 1890’da (H 07 04 1308) Abana bucaktır:

Kastamonu‘nun Abana Nahiyesi ve civar köylerinden dört kişinin yaptığı şikayetin Kastamonu Vilayeti‘nce değerlendirilmesi.”

8 Aralık 1890 (H 25 04 1308):

Abana Nahiyesi’ne tabi Bayramgazi Divanı ahalisinden Mahmud Efendi Oğlu Mustafa B. Ömer‘in ikiz doğan çocuklarına mahalli belediyece maaş tahsis edildiği.”

28 Haziran 1891 (H 21 11 1308):

Abana Nahiyesi’ne bağlı Gödöle Divanı muhtarlığına miri borcu olan ve kötü haliyle meşhur Kütükoğlu Abdul‘un tayin olunduğu, onun yerine Tabekzade Mustafa Ağa‘nın tayini için ahaliden bazılarının başvuruda bulunduğu belirtilerek olayın tahkikiyle gereğinin ifa ve inbası.”

Mustafa İhsan, 1891’de (H 1308) yayımladığı ”Posta Rehberi”inde (İstanbul 1308/1891), ”Posta merkez”i (İnebolu) ve ”bağlı olduğu yerler’i (mülhâkât) sayarken, hem Abana, hem de Evrenye bucak olarak gösteriliyor: ”İnebolu: Küre (Küre-i Nuhas), Abana ve Evrenye nâhiye’leri” (s 17).

16 Ocak 1892 (H 16 06 1309):

İnebolu‘da meydana gelen kıtlık nedeniyle halka dağıtılan zahirenin alımında kullanılmak üzere Menafi Sandığı‘ndan alınan paraların mürur-ı zamanla oluşan faizinin affedildiğine dair Kastamonu Vilayeti‘ne yapılan tebliğ üzerine bu miktarın sadece Abana Nahiyesi’ne ait olduğu İnebolu Merkezi ve Küre Nahiyesi’ne ait olan faizlerin de affedilmesinin taleb edildiği.”

24 Mayıs 1892 (H 26 10 1309)

İnebolu‘nun Abana nahiyesinde kalp mecidi (sahte para) bulunduğundan başka mahallere yayılmasına engel olunarak gereğinin yapılması.”

16 Ağustos 1892 (H 22 01 1310):

”Karyelerinin kaza merkezi olan İnebolu‘ya uzak bulunmasından dolayı karyelerinde bir nüfus memuru istihdamıyla bazı ifadeyi havi Abana Nahiyesi civarında bulunan köy muhtarlarının arzuhali.”

2 Ekim 1892 (H 10 03 1310):

Abana Nahiyesi’ne bağlı köy ahalilerinin kaza merkezinin uzak olması dolayısıyla nahiye merkezine bir nüfus memuru tayin olunması veyahutta nahiyelerinin kaza merkezi haline getirilmesi talebi.”

10 Ekim 1892’de (H 18 03 1310) bucak Evrenye’dir:

İnebolu‘nun Özine Nahiyesi(*) Darsu Köyü Muhtarı Osman Ağa‘nın suistimalinden dolayı tebdili.”

*) Buradaki Özine sözcüğü Ezine’ye (Abana Çayı) daha yakın. Burası Abana, Harmason gibi bir yer olabileceği gibi, Evrenye de olabilir. Arşivlerde Evrenye’nin Evranya, Avranya, İvranya, Oranya, Oraniye Örenye, Örine, Ürine, Avrine, Evraniye, Evreniye, Evreniyye, Vranya ve Viranya gibi yazılışlarına rastlıyoruz. Bu yazılışları, arşivleri Türkçeye çevirmede coğrafya bilgisi kıt kişilerin de çalıştırılmasına bağlıyoruz (H 21 08 1304 tarihli arşivde adı ”Avranya” olalak geçen yeri, bu arşive sonraki bakışımızda ”Evrenye” olarak gördük).

29 Kasım 1892’de (H 09 05 1310) bucak Abana’dır:

Banaz Nahiye Müdürlüğü‘nden Abana Nahiye Müdürlüğü‘ne becayişi icra olunan Ali Rıza Efendi‘nin, Banaz Nahiye Müdürlüğü‘nden fazladan aldığı meblağın posta masrafıyla birlikte yeni maaşından kesilerek Kütahya Mutasarrıflığı’na gönderilmesi.”

Ana Britanica’da (1992) Abana, Şemsettin Sami’nin “Kamusü’l-Alâmin” yapıtının 1889 baskısına göre Sinop’un İstefan Kazası’na bağlı bir “nahiye” (bucak) olarak gösteriliyor.

           Hacıbeyzade Ahmet Muhtar da 1896’da (1314 H) yayımladığı “Osmanlı Memleketleri” adlı yapıtında (İstanbul), Abana Bucağı’nı Kastamonu Vilayeti, Sinop Sancağı, İstefan Kazası’na bağlı gösteriyor (s 8).

Yukardaki iki kaynaktaki Abana‘nın İstefan‘a bağlı olduğunu gösteren bilgi iki bakımdan doğru olmayabilir. Birincisi, o tarihlerde bucak olan Abana, İnebolu’ya bağlıdır (İnebolu’nun son kez ilçe olduğu 1869’dan beri bucak Evrenye de olsa İnebolu’ya bağlıdır). İnebolu’nun sürekli (en son) ilçe olduğu 1869’dan önce zaman zaman İstefan, Ayandon ve Ginolu’ya bağlanmışız (kimi kez bu ilçeler atlanarak doğrudan “Sinop”a bağlı olduğumuz belirtilmiştir.) Sancak/liva olan Sinop da Kastamonu Vilayeti’ne, (1837-1848 arası Bolu’ya) bağlıdır. İkincisi, ikinci alıntıdaki 1896’da İlçe İstefan değil, Ayancık’tır (1893 ve sonrası). “Abana, günümüzde bile “Sinop İli”ne bağlı gösterilebiliyor: Başbakanlık Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı, “Sinop ili Abana İlçesi sakinleri, mağdur olduklarını belirterek, SSK ile sözleşmelerini iptal etmiş olan eczanelerin birikmiş alacaklarının ödenerek sözleşmelerinin yenilenmesini talep etmektedirler” (basbakanlik.gov.tr/-2002).

            Tahir Sezen, “Osmanlı Yer Adları” yapıtında (Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Ankara, 2006), Abana’yı ve ayraç içinde Keynolu, Evrenya ve Aşağı Abana olarak tanımladıktan sonra, yönetim durumunu şöyle veriyor: 1841’de Sinop’un kazası, 1865’te İstefan’ın nahiyesi, 1945’te Kastamonu’nun kazası, 1953’te Bozkurt’un nahiyesi ve 1968’de Kastamonu’nun kazası (s 3). Buradaki bilgilerin 1945 ve 1968 tarihleri doğru; ötekiler yanlış ya da eksiktir.

Evrenye’nin “bucak” olduğu zamanlar Abana’nın “köy”e dönüştürüldüğü bilgisi (ya da tersi) yok. Biz öyle varsaydık. Elimizdeki veriler çok kısıtlı olduğundan ayrıntılara giremiyoruz. Osmanlı Arşivleri parça parça çevrilip kullanıma sunulduğundan önümüzdeki zamanlarda daha açık bilgilere ulaşabileceğiz.

En sağlam bilginin, bir tür “yıllık” olan Kastamonu Salnameleri’nde olması gerekiyor. Ama salname her yıl çıkmamış (1882 var, 1889 var. Arada çıkmamış). 34 yılda (1869-1903) 21 salname çıkmış. Salname çıkmayan yılların bilgileri sonraki yılların salnamelerinde yok. Ayrıca Kimi arşivlerde gördüğümüz Abana’nın ilçe/bucak bilgileri o yılların salnamelerinde yok (yıl içindeki değişiklikler yansımamış olmalıdır).

30 Ocak 1893 (H 12 07 1310):

Abana Nahiyesi’ne bir nüfus memuru tayini ve maaşının tesviyesi.”

23 Mart 1893 (H 05 09 1310):

Kastamonu-İnebolu Kazası Abana Nahiyesi üç yüz sekiz senesi aşarından dolayı Istabl-ı Amire hademelerinin mahzarları sureti.”

12 Nisan 1893 (H 25 09 1310):

Kastamonu Vilayeti, İnebolu Kazası mülhakatından Abana Nahiyesi’ne merbut Hamidiye, Celebler ve Didi karyelerinin Çatalzeytun Divanı’ndan ayrılarak yeni divan teşkili.”

7 Temmuz 1893 (H 22 12 1310):

İnebolu Kazası‘na tabi Abana Nahiyesi kurasının deruhte eylediği 1308 senesi aşarının ahali zimmetinde kalan alacağının tahsili ve bunun tehirine sebep verenlerin tedibini havi Abana Taciri Mültezimi Harablos‘un arzuhali.”

7 Ekim 1893’te (H 27 03 1311) bucak İlişi’dir:

İnebolu Kazası‘nın İliş Nahiyesi‘nde bulunan geliri olmayan camilerin harab olduğu, bunların tamirine de muktedir olmadıklarından yeniden cami inşası hususunda nahiye ahalisinin istidaları (İlişi’nin bucaklığını başka yerde görmedik).

30 Ekim 1893’te (H 19 04 1311) Evrenye bucaktır:

Örenye Nahiyesi’nin Hamidiye Karyesi’nde cami ve mektep inşası talebinin Kastamonu Vilayeti’ne havalesi.”

21 Kasım 1893’te (H 12 05 1311) bucaklık Abana’ya geçer:

Abana Nahiyesi mültezimlerini himaye etmekle suçlanan İnebolu Kaymakamı hakkındaki şikayetin tahkikiyle neticenin bildirilmesi.”

            11 Şubat 1894 (H 05 08 1311):

”İnebolu‘ya bağlı Abana Nahiyesi ahalisinin meralarına yapılan müdahalenin meni talebine dair verilen arzuhalin tahkiki.

1 Mayıs 1894 (H 25 11 1311):

Abana Nahiyesi’nin 1308 senesi Aşar Mültezimi Haralambos‘un ahaliden aldığı fazla vergiden dolayı kanunun pençesinden kurtarılması melhuz bulunduğundan istitafı havi Ahali Vekili Veli imzalı telgraf.”

2 mayıs 1894 (H 26 10 1311):

Abana Nahiyesi Aşar Mültezimi Haralambo ve biraderi Nikolaki‘nin ahaliden fazla aşar toplamaları üzerine haklarında olunan mahkeme.”

12 Eylül 1894 (H 11 03 1312):

İnebolu Kazası’nın Abana Nahiyesi karyelerinin aşarını düşük fiyatla iltizam edenlerin cezalandırılması talebi.”

25 Ekim 1894 (H 24 04 1312):

Abana Nahiyesi Aşar Mültezimi Haralambos‘un muayyen miktardan fazla aşar topladığı ve aşar defterinde sahtekarlık yaptığı iddiasının asılsız olduğu.”

21 ve 22 Aralık’ta Abana ilçedir.

21 Aralık 1894 (H-22-06-1312):

”Ahaliye fazla aşar tarh ettiği mahkemece tespit edilen Abana Kazası Aşar Mültezimi Haralambos ile onu himaye ettiği bildirilen kaymakam hakkında gerekli tahkikatın yapılarak neticesinin bildirilmesi.”       

22 Aralık 1894’te (H 22 06 1312):

”Ahaliye fazla aşar tarh ettiği mahkemece tespit edilen Abana Kazası Aşar Mültezimi Haralambos ile onu himaye ettiği bildirilen kaymakam hakkında gerekli tahkikatın yapılarak neticesinin bildirilmesi.”

26 Aralık 1894’te (H 27 06 1312) Abana bucaktır:

Abana Nahiyesi Aşar Mültezimi Haralambos‘un(*) tayin edilmiş miktardan fazla öşür alarak ahaliyi zarara uğrattığı, öşür defterlerinde tahrifatta bulunduğu, İnebolu Kaymakamı tarafından korunduğu iddiasını havi şikayet.”

*) Aşar Mültezimi (vergi kesenekçisi) Haralambos’un adı (İnebolulu Tacir Haralambos Yasefidis), kiminde “İnebolu‘ya bağlı Abana Nahiyesi Aşar Mültezimi“ olarak önceki ve sonraki birçok arşivde geçer. Cemal Kaplan (Çatalzeytin, 1943) da “Köyüm Hamidiye” çalışmasında (İstanbul 2004) Haralambos’tan söz eder : “Süleyman Ağa, kısa zamanda çevrede tanınan birisi haline geldi. Harambolos Adındaki Abanalı Kereste Tüccarı ile ortaklık kurarak, kereste ticaretine başladı (…). İleriki yıllarda Abana, Bozkurt, Küre ve Devrekani mıntıkalarının da aşar vergilerini topladılar.”

27 Şubat 1895  (H 02 09 1312):

İnebolu Kazası, Abana Nahiyesi aşarından dolayı bazı taleplere dair Ayaz Nahiyesi ahalisi vekili Molla Hüseyin‘in arzuhali.”

7 Mayıs 1895 (H 12 11 1312):

Kastamonu‘nun Abana Nahiyesi‘ne nüfus muamelelerini kolaylaştırmak için kaza nüfus memuru refiki ünvanıyla bir memur tayin edilmesi talebinin uygun olmadığı.”

11 Mayıs 1895 (H 16 11 1312):

İnebolu‘ya tabi Abana Nahiyesi ahalisinin mera ve baltalığına vukubulan müdahelenin men-i.”

13 Mayıs 1895 (H 18 11 1312):

İnebolu Kazası’na tabi Abana Nahiyesi’nin üç yüz sekiz senesi aşar mültezimi bulunan Yosefidis Haralambos Efendi hakkındaki şikayetin tahkiki.”

18 Haziran 1895 (H 25 12 1312):

İnebolu Kazası‘na tabi Abana Nahiyesi‘nin üç yüz sekiz senesi Aşar Mültezimi Yusifidis Haralambos Efendi‘den şikayetle yolsuzluğu karışan kaza kaymakamı ve nahiye müdürleri ile beraber muhakemelerinin tesrii istidasını havi nahiye-i mezkur ahalisi tarafından verilen arzuhal.”

10 Temmuz 1895 (H 17 01 1313):

”Kızının tedavisi için Dersaadet‘te bulunan Abana Nahiyesi Müdürü Ali Rıza Efendi‘nin izninin uzatıldığı.”

1 Nisan 1896 (H 17 10 1313):

İnebolu Kazası, Abana Nahiyesi ahalisinin yemeklik zahireye ihtiyaçlarının nahiye emaneti aşar-ı zehayirinden ücreti harman mevsiminde alınmak üzere tavizen verilmesi.”

2 Nisan 1896 (H 18 10 1313):

İnebolu Kazası’nın Abana Nahiyesi ahalisinin ihtiyaçlarının giderilmesi.”

            10 Kasım 1898’de (H 25 06 1316) bucak Evrenye’dir:

İnebolu‘nun Örenye Nahiyesi’nin Namazgah Mahallesi’ndeki ikiz çocuklara maaş bağlanması.”

            19 Nisan 1899’da (H 08 12 1316) bucak Abana’dır:          

Kastamonu ve İnebolu tarikinin (yol) Abana ve Devrekani nahiyelerine temdid-i istidasına dair atabe-i ulyaya takdim olunmak üzere tevdii olunan arzuhal.”

31 Temmuz 1899 (H 22 03 1317):

Kastamonu‘nun İnebolu Kazası’na bağlı Abana Nahiye Müdürü Süleyman Sırrı Efendi hakkındaki şikayetlerin tahkiki.”

19 Kasım 1899 (H 15 07 1317):

Gökçeağaç, Abana, Amasra ve Azdavay nahiyeleri müdüriyetlerine tayin edilen zevatın işe başlama, seleflerinin ayrılış tarihleri ve bu görevleri vekaleten yürütenlerin istihdam müddetlerini gösteren pusulanın bir suretinin gönderilmesi.”

26 Aralık 1899 (H 22 08 1317):

Abana Nahiyesi Rüşdiye Mektebi Hüsn-i Hat Muallimi Ahmed Efendi‘nin görevini ifa edemediğinden, yerine talip olanlardan ve hat numunesi gönderilen Abdullah Feyzi Efendi‘nin tayin edildiği, ancak Ahmed Efendi‘nin görevine devam edememe sebebinin tahkik edilerek bildirilmesinin Kastamonu Vilayeti‘ne bildirildiği.”

23 Mart 1900 (H 21 11 1317):

”Sayd u şikar maksadıyla İnebolu‘ya vürud eden Almanya Sefareti Başkatibi’nin, Küre ve Abana nahiyeleri cihetindeki seyahatinin tarassut altında tutulduğu.”

27 Kasım 1900’de (H 04 08 1318) bucak Evrenye’djr:

Evreniye Nahiyesi’nin Hamidiye Karyesi’nde tedarik edilen arsa üzerine bir cami-i şerif ile bir mekteb inşası için sarfı lazım gelen on dokuz bin iki yüz yirmi üç kuruşun Hazine-i Hassa-i Şahane‘den tesviyesi hakında Kastamonu Meclis-i İdaresi‘nden Dahiliye Nezareti‘ne mebus zabıt melfufatı ve nezaret-i müşarunileyhanın leffen takdim kılındığı.”

2 Ocak 1901 (H 11 09 1318):

Evrenye Nahiyesi’nin Hamidiye Karyesi’nde inşa olunacak camii ve mektep için sarfına ihtiyaç görülen mebaliğ.”

14 Şubat 1901’de (H 24 10 1318) bucak Abana’dır:

Abana Nahiyesi Muallimliği’nde bulunduğu sırada ifa ettiği hat muallimliğinden bir aylık alacağı olan Mudurnu Mekteb-i Rüşdiyesi Muallimi Feyzi Efendi‘nin alacağının kendisine verilmesi.”

29 Kasım 1901’de (H 17 08 1319) bucak Evrenye’dir:

            Evrenye Nahiyesi’nin Hamidiye Köyü’nde mektep ve cami inşası için gerekenin yapılması.”

25 Ocak 1902’de (H 15 10 1319) bucak Abana’dır:

“Tahsisatı Küre‘ye nakledilen rüşdiyenin Mepavri Nahiyesi’nde değil, Abana Nahiyesi’nde olduğu ve yeniden açılmasına gerek görülmediği.”

6 Şubat 1902 (H 27 10 1319):

            “İnebolu‘nun Küre ve Abana nahiyelerinde av maksadıyla dolaşacak olan Almanya Sefareti Başkatibi Mösyö Hernik‘in gizlice izlenerek ahval ve hareketlerinin bildirilmesinin ilgili makamlara tebliğ edildiği.”

3 Temmuz 1902’de (H 26 03 1320) bucak Evrenye’dir:

Örenye Nahiyesi Hamidiye Karyesi’nde tesisi arzu ve istida olunan cami ve mektebin inşaat masraflarının tesviyesine köy ahalisinin güçlerinin yetmeyeceğinin bildirildiği ve bu konuda masraflara karşılık bulunabilmesi için gereğinin icrasının Kastamonu Vilayeti‘ne işar olunduğu.”

06 Nisan 1903’te (H 08 01 1321) Abana bucaktır:

            “Fuad Vapuru mürettebatından, İnebolu Kazası’nın Abana Nahiyesi’ne bağlı Gülmet Karyesi ahalisinden Kalender Oğlu Onbaşı Ahmed bin Mehmed adına tanzim edilen Tezkire-i Osmani‘nin Bahriye Nezareti‘ne gönderildiği.”

14 Mayıs 1903 (H 16 02 1321):

İnebolu Kazası’nın Abana Nahiyesi’ne bağlı İsmail Karyesi’nde bulunan hane ve bostanına yapılan tecavüz neticesi mahdumu Yusuf‘un şikâyeti üzerine karye ihtiyar meclisi azalarından ikisinin çocuğunu dövdüklerine ve saireye dair Dersaadet Kantar İdaresi‘nde Müstahdem Yusuf imzalı arzuhal üzerine gerekenin yapılmasının Kastamonu vilayeti’ne bildirildiği.”

28 Haziran 1903 (H 02 04 1321):

”Kapatıldığı için tahsisatı Küre Nahiyesi‘ne nakledilen Abana Nahiyesi Rüşdiyesi‘nin tekrar açılmasının mümkün olmadığı.”

5 Ağustos 1903 (H 11 05 1321):

İnebolu‘nun Abana Nahiyesi‘nin Çatal Zeytin Karyesi‘nde yapımına başladığı sefinenin mezkur karye ahalisinden Hüsnü Efendi ve biraderlerince durdurulduğu, kendisi ve ailesine baskı yapıldığından bahisle İnce Mustafa Oğlu Mehmed imzalı arzuhal üzerine gerekenin yapılmasının Kastamonu Vilayeti‘ne bildirildiği.”

14 Ekim 1904 (H 04 07 1322):

İnebolu Kazası, Abana Nahiyesi Rüşdiye Mektebi’nde icra olunan umumi imtihana mahsus cetvel.”

24 Aralık 1904 (H 16 10 1322):

            İnebolu Kazası, Abana Nahiyesi ahalisinin mısır mahsulünü idrak edemediklerinden, iki yüz bin kuruşun kefalet-i müteselsile ile ikrazı.”

7 Ocak 1905 (H 01 11 1322):

Abana nahiyesinin bazı karyelerinin ahalisine Ziraat Bankası‘ndan akçe ikrazı.”

13 Ağustos 1905 (H 11 06 1323):

Kastamonu Vilayeti dahilinde İnebolu Kazası‘nın Abana Nahiyesi Mekteb-i Rüşdiyesi öğrencilerinin 1320 ve 1321 eğitim yılı imtihan-ı umumi cedveli.”

15 Nisan 1907 (H 02 03 1325):

Abana Nahiyesi’nin Cibana Karyesi’nde mutasarrıf olduğu hane, Karye Hatibi Hüseyin Efendi tarafından yıkılarak enkazıyla kendi arazisinde hane inşa ettirdiği haber verildiğinden hukukunun muhafazasının karye ahalisinden Mustafa tarafından talep edildiği.”

15 Mayıs 1907 (H 05 04 1325):

“Hasta olan validesinin, kendisine bakmaları şartı ile Abana‘nın Güveynikler Karyesi’ndeki tarlasını Macar Oğlu Abdullah ve kardeşi Ömer‘e verdikleri halde; annelerine bakmadıkları gibi, tarlayı geri vermekten imtina ettikleri hakkında Saadet Vapur-ı Hümayunu‘nun dalgıç bölüğü mürettebatından İnebolu‘lu Gevgin Oğlu Hüseyin‘in müracaatı üzerine gereğinin ifası.”

23 Ağustos 1907 (H 14 06 1325):

Abana Nahiyesi Müdürlüğü’nden Mütekaid Ahmed Hamdi Efendi’nin ailesine maaş tahsisi.”

5 Ocak 1908 (H 01 12 1325):

Devrekani Nahiye Müdürü Cemal‘le Abana Nahiye Müdürü Şevket Efendilerin becayişleri.”

31 Ocak 1908 (Rumi 18 11 1323):

Kastamonu Vilayeti dahilindeki İnebolu Kazası’na mülhak Abana Nahiyesi Müdürü Mehmed Efendi‘nin, nahiye merkezinde bulunan caminin genişletilerek daha uygun bir mahalde inşası talebine dair gönderdiği arzuhal.”

1908’de Abana Bucağı’nda belediye yoktur. Bir dönem bucaklığın Evrenye’ye geçmesiyle yitirilen belediye yeniden kurulamamış olmalıdır.

Osmanlı Arşivi 21 Temmuz 1908 (H 22 06 1326):

Kastamonu’ya bağlı İnebolu Kazası’nın Abana Nahiyesi’nin öneminden dolayı burada bir belediye dairesi teşkili talebi.” 25 Mart 1909 (H 03 03 1327) tarihli arşivde de ”Kastamonu Vilayeti‘ne tabi Abana Nahiyesi Merkezi’nde bir belediye dairesi teşkilinin Şura-yı Devletçe de uygun görüldüğü” bildiriliyor.

20 Ağustos 1908 (H 22 07 1326):

İnebolu Kazası Ahalisinden Ahmed bin Mustafa‘nın Abana Nahiyesi belediye çavuşluğuna tayini talebi üzerine münderecatına ve ehliyetine göre muamele icrası.”

14 Eylül 1908 (H 17 08 1326):

Kör İsmail ve Sadık nam kimseler maiyyetindeki bir takım asker firarileri ve kaçakçıların, İnebolu’ya tabi Abana Nahiyesi ile civar karyelere tecavüz etmekte olduklarından derdestlerinin temini.”

18 Eylül 1908 (H 21 08 1326):

Kastamonu‘nun Abana Nahiyesi dahilindeki Ortasöğüt Karyesi’ne bağlı olan Cabana Karyesi’nin Ortasöğüt‘ten fekk-i irtibatıyla Ovday Karyesi’ne bağlanmasına dair askeri mütalaanın bildirilmesi talebi.”

       26 Eylül 1908 (Rumi 13 Eylül 1324):

Abana‘nın Yukarı Abana Karyesi(*) ahalisinden ve bin üç yüz yirmi üç senesi birinci tertibinden olup İnebolu Kaymakamlığı tarafından gönderilmesi istenen Mazlum Oğlu İsmail bin Mustafa‘nın İzmir‘e asker olarak sevkedildiği haber verildiğinden bu haberin doğruluğunun tahkiki.”

*) Yukarı Abana, Abana’dan (Aşağı Abana) ayrı muhtarlıktı. Kastamonu salnamelerinde ”Abana”, kimi kez  ”Aşağı Abana”, “Yukarı Abana” diye iki muhtarlık olarak geçer. Bu iki muhtarlığı, Yukarı Abana Muhtarı Çolak Hafız (Mehmet Yücel, 1878) 1927’de birleştiriyor.

2 Şubat 1909 (H 11 01 1327):

Küre Nahiyesi Belediye Reisi ve Müdür Vekili Nuh Efendi ile Abana Nahiyesi Müdürü Cemal Efendi hakkında şikayeti tahkik için mahallerine gönderilen İnebolu Kazası Tahrirat Katibi Ali Rıza Efendi ile Heyet-i Tahkikiye‘ye ücret ödenmesine izin verildiği.”

3 Mart 1909 (H 10 02 1327):

”Hanesi yanarak ailesi ile perişan olan Abana Nahiyesi ahalisinden Osman’a atiyye-i seniyye verileceği.”

13 Mart 1909 (H 20 02 1327):

İnebolu Kazası’na bağlı Abana nahiyesi merkezinin ehemmiyetinden dolayı bir belediye dairesi teşkili lüzumuna dair malumat-ı mahalliyenin beyanı.”

26 Mart 1909 (H 03 03 1327):

Kastamonu Vilayeti‘ne tabi Abana Nahiyesi merkezinde bir belediye dairesi teşkilinin Şura-yı Devlet’ce de uygun görüldüğü.”

27 mart 1909 (Rumi 05 03 1327):

İnebolu Kazası’nda Abana Nahiyesi’nde bir bab ebniyenin emlak-i emiriyye defterine kaydının yapılması.”

25 Mart 1909 (H 03-03-1327):

”Kastamonu Vilayeti’ne tabi Abana Nahiyesi merkezinde bir belediye dairesi teşkilinin Şura-yı Devletce de uygun görüldüğü”

3 Nisan 1909 (Rumi 21 01 1325):

”Asker bakayasından olup askeriyeye teslimi gereken Abana‘nın Ağrava Köyü’nden Kalyoncuoğlu Hasan bin Ahmed‘in memleketinde bulunduğu.”

27 Mayıs 1909’da (H 7 05 1327) bucak Yukarı Abana’dır:

İnebolu‘nun Yukarı Abana Nahiyesi ahalisinden Mustafa‘nın tasarrufunda olan tarlanın aynı nahiye ahalisinden Hacı Hüseyin Oğlu Ahmed Kaptan tarafından zabtedildiğine dair şikayetle ilgili vilayetçe tahkikat yapılması.”

10 Eylül 1909 (H 24 08 1327):

Küre Nahiyesi Belediye Reisi ve Müdür Vekili Nuh Efendi ile Abana Nahiyesi Müdürü Cemal Efendi hakkında vuku bulan ihbar ve şikayetler üzerine tahkikat için İnebolu Tahrirat Katibi Ali Rıza Efendi‘nin görevlendirilmesi.”

Burada arşivlerin tümünden söz etmiyoruz. Örneğin 1909 ile 1914  aralığında Abana’yı ”bucak” gösteren 20’yi aşkın arşivden burada yalnızca birkaçını veriyoruz.

23 Şubat 1910 (H-12-02-1328):

            ”Abana Nahiyesi, İliş İskelesi’nde bulunan Cemal Efendi’ye ait barakanın yıkılması.”

15 Temmuz 1910 (H 07 12 1328):

İnebolu‘nun Abana ve Küre nahiyelerinin kaza, Çatalzeytin ve Evrenye Keşrek köylerinin nahiye haline getirilmesi hakkındaki talep ve gönderilen haritanın inceleneceği.”

4 Ağustos 1910 (H 03 07 1328):

Jandarmalar tarafından darb ve işkence edildiğine dair İnebolu‘dan Abana Nahiyeli Hacı Muhsinzade Mahir‘in telgrafı hakkında tahkikat icrası.”

8 Aralık 1910’da (Rumi 25 Teşrinsani 1326):

“Umum Ahali Adına Belediye Reisi (İnebolu) ve Aza’dan Osman”ın, İçişleri Bakanlığı’na yolladığı dilekçeden:

“…İnebolu Kaymakamlığı’na verilen emirnamede Abana, Meset ve Küre nahiyelerinin kaza; Çatalzeytin, Evrenye ve Keşlik köylerinin nahiye yapılmasıyla ilgili bir adet haritanın tanzim edilip gönderilmesinin emir buyurulduğunu öğrenen Çatalzeytin eşrafından iki kişinin kaymakamlığa gelip, vilayet merkezine gönderilen haritanın kat’iyyen kabul edilemeyeceğini bildirdikleri, Abana’nın kaza yapılması kararına karşı çıktıkları, Çatalzeytin’in kaza yapılmasını istedikleri…” (Ferhat Kütüklü-Kamil Tunoğlu, Osmanlı Arşiv Belgelerinde Kastamonu, İstanbul 2012, s 535).

10 Aralık 1910 (H 07 12 1328):

İnebolu‘nun Abana ve Küre nahiyelerinin kaza, Çatalzeytin ve Evrenye Keşrek köylerinin nahiye haline getirilmesi hakkındaki talep ve gönderilen haritanın inceleneceneceği.”

6 Temmuz 1911 (H 09 07 1329):

İnebolu Kazası’na mülhak Abana Nahiyesi’nin Ayvan Karyesi ahalisinden Mustafa b. Salih‘in, mezkur nahiyenin Arsızlar Karyesi’ne nakl-i mekan muamelesinin yapılması.”

7 Haziran 1912 (H 21 06 1331):

İnebolu Kazası’nın Abana Nahiyesi Kınalı Köyü’nde ikamet eden zevcesinin nafaka ve hayvanlarının yiyeceğinin, aynı köyden Yusuf Oğlu Haşim tarafından gasb olunduğuna dair Nizamiye Evrak Kalemi‘nde müstahdem Aziz Çavuş‘un Harbiye Nezareti‘ne verdiği arzuhal.”

5 Ağustos 1912 (H 21 08 1330):

Dersaadet‘e nakli zımmında Abana Nahiyesi’nin Tosa Karyesi’nden Ahmed Reisoğlu Ahmed B Mehmed tarafından verilen arzuhalin İstanbul Vilayeti Nüfus Müdüriyeti’ne sunulduğu.”

6 Ocak 1912 (H 16 01 1330):

İnebolu Kazası’na tabi Telye Karyesi ibtidai mektebi muallim-i sanilik maaşının Abana nahiyesi’nde Pazaryeri Karyesi mektebine, Seydiler Karyesi Muallim-i Sanisi’nin Küre Nahiyesi dahilinde Şenlik Karyesi’ne nakillerine müsaade edilmesi.”

7 Haziran 1912 (H 21 06 1331):

İnebolu kazası’nın Abana Nahiyesi, Kınalı Köyü’nde ikamet eden zevcesinin nafaka ve hayvanlarının yiyeceğinin, aynı köyden Yusuf Oğlu Haşim tarafından gasb olunduğuna dair Nizamiye Evrak Kalemi‘nde müstahdem Aziz Çavuş‘un Harbiye Nezareti‘ne verdiği arzuhal.”

29 Nisan 1913 (H 22 05 1331):

”Harp dolayısıyla Dersaadet‘e gelen muallimlerden Kavala Rüşdiyesi Muallim-i Salisi Osman Efendi‘nin Abana Rüşdiyesi Muallim-i Saniliği’ne ve Çatalca‘da Sivas Karyesi’nden Hasan Fehmi Efendi’nin de Abana Nahiyesi’nin İnaniye Karyesi’ne tayinleri.”

28 mayıs 1913 (H 21 06 1331):

İnebolu Kazası’nın Abana Nahiyesi, Kınalı Köyü’nde ikamet eden zevcesinin nafaka ve hayvanlarının yiyeceğinin, aynı köyden Yusuf Oğlu Haşim tarafından gasb olunduğuna dair Nizamiye Evrak Kalemi’nde müstahdem Aziz Çavuş‘un Harbiye Nezareti’ne verdiği arzuhal.”

22 Haziran 1913 (H 19 07 1331):

Kastamonu‘nun Abana Nahiyesi’ne bağlı İlişi Karyesi’nde ahali tarafından inşa edilen ibtidai mektebi muallimliğine tayin edilen Siroz Mekteb-i Kebir İbtidaisi Muallimi Mehmed Efendi‘nin işe başlama tarihinin kaydedildiği.”

17 Temmuz 1913 (H 12 08 1331):

İnebolu Kazası’na bağlı Abana Nahiyesi Rüşdiye Mektebi Muallim-i Evveli müteveffa Mustafa Efendi‘nin ailesine maaş tahsisi.”

2 Ağustos 1913 (H 28 08 1331):

Kavala Rüşdiye Mektebi Muallim-i Sanisi iken harp sebebiyle Dersaadet‘e hicret edip İnebolu Kazası’na tabi Abana Rüşdiye Mektebi‘ne ilaveten muallim tayin edilen Osman Nuri Efendi‘ye, ailesini getirmek üzere Kavala‘ya gitmesine izin verildiği.”

15 Aralık 1913’te (H 16 01 1332):

”Yirmi beş yıllık öğretmen olan İnebolu‘nun Abana Kazası Rüşdiye Muallimi Osman Nuri‘nin işlemleri için özlük dosyasının bir suretini talep ettiği” (Buraadaki ve aşağıdaki arşivde  ”Abana Kazasi” yanlış olabilir. Ya da ”Kastamonu” yerine ”İnebolu” yazılmıştır).

16 Aralık 1913’te (H 16 01 1332):

“Yirmi beş yıllık öğretmen olan İnebolu’nun Abana Kazası Rüşdiye Muallimi Osman Nuri‘nin işlemleri için özlük dosyasının bir suretini talep ettiği.”

22 Mart 1914 (H 26 04 1332):

Tedrisat-ı İbtidaiye Meclisi tarafından İnebolu Kazası’na tabi Abana Nahiyesi Aşağıküre Karyesi’nde bulunan ve karye adına idare edilen ibtidai mektebin mekatib-i umumiye-i idadiyeye dahil edilmesi.”

24 Mart 1914 (H 26 04 1332):

”Tedrisat-ı İbtidaiye Meclisi tarafından İnebolu Kazası’na tabi Abana Nahiyesi, Aşağıküre Karyesi’nde bulunan ve karye adına idare edilen ibtidai mektebin mekatib-i umumiye-i idadiyeye dahil edilmesi.”

14 Mayıs 1914 (H 18 06 1332) tarihli arşivde de Abanalıların “ilçe” olma istekleri var:

“1- Sinop‘a bağlı Gerze Nahiyesi’nin üçüncü sınıftan kazaya tahvil edildiği. 2- Koçhisar, Abana ve Göre nahiyelerinin kazaya tahviliyle İnebolu‘nun liva haline ifrağı isteği.”

26 Mayıs 1914’te (H 01 07 1332) Abana ilçedir:

Abana Kazası’nın Alçılar Karyesi(*) ahalisinden Ayanoğlu Numan‘ı katleden Ayanoğlu Mustafa‘nın derdest olunarak adliyeye teslim edildiği.”

*) Buradaki “Alçılar Köyü” kuşku uyandırıyor. O zamanki Abana İlçesi bugünkü Bozkurt ve Çatalzeytin ilçeleriyle Evrenye dolayını kapsıyor. Bugünkü Bozkurt’un Şeyhoğlu Köyü’ne yakın, Devrekâni sınırları içinde bir Alçılar Köyü var (1955’te Küre İlçesi’nden geçmiş). Arşivlerde Abana’ya bağlı gösterilen şu köylere de rastladık:

ABA, Aşağıgövde, Aşağı Küre, Beyler, ASMAKOZ, Celebler, İnaye Doğanı, DİDİ, Gedefi, İnaye Doğanı, Söğüd, TUZ, ABA, Dağdivanı İsmail, Ebih, Kermet, Hayrioğlu, AYVAN, KINALI, CELEBLER, Ebih, Gödele, Zive, ZAVİYE, Satarcık, Söğüt, Beyler, İBİŞ, İliş, Dağdivanı (büyük yazılanlarda Abana’nın İnebolu ya da Kastamonu’ya bağlı olduğu vurgulanıyor). Yalın yanlışları almadık. Almaçokuru’nun “Elmaçukuru”; ”Gülmet”in ”Gölmet” olduğunu anlıyoruz. “Güveynikler” sözcüğü geçerken “Macaroğlu Abdullah”tan söz ediliyor. Bundan, “Göynükler” olduğunu anlıyoruz. 13 Eylül 1908 (21 08 1326 H) tarihli arşivde de “Kastamonu‘nun Abana Nahiyesi dahilindeki Ortasöğüt karyesine bağlı olan Cabana karyesinin Ortasöğüt‘ten fekk-i irtibatıyla Ovday karyesine bağlanmasına dair askeri mütalaanın bildirilmesi talebi”nden söz ediliyor. Burada anılan yerlerin Ortasökü, Cabana ve Oday olduğunu anlıyoruz. Osmanlı’nın ne yapacağı belli olmaz ama, kuşku duyulan bir başka durum da 30 Mayıs 1914’te (H 05 05 1332) (ilçe olma isteğinden 16 gün; ilçe olarak gördüğümüzden 4 gün sonra) Abana’nın yeniden “bucak” görünmesidir: “İnebolu Kazası’nın Abana Nahiyesi’nde Kuru Nasuhoğlu Mehmed‘in makdumu Hasan‘ın katili Hüseyin B Hamza‘nın derdest olunarak adliyeye teslim edildiği.”

30 Mayıs 1914’te (Rumi 17 03 1330) Abana Belediye Başkanı Mehmet Ali Bey, İçişleri Bakanlığı’na çektiği telgrafta, Abana’nın “30 bini aşkın oturanı ve 84 köyü” olduğunu vurgulayarak ilçelik ister (telgrafın özgünü için 3. Bölm’e /İnebolu-Telgraf-Telefon/ bakınız).

21 Haziran 1914 (H 27 07 1332):

Sinob‘ta sürgünde bulunan Üsküdar polis memurlarından Tevfik Efendi‘nin İnebolu‘nun Abana nahiyesi Tuz Karyesi’ndeki ailesinin kaç nüfus olduğu ve yardıma muhtaç olup olmadığını bildirir mazbatının irsali talebi.”

26 temmuz 1914 (H 03 09 1332):

Abana Nahiyesi tapu memuriyeti vekaleti’ne izam olunan İnebolu Kazası Tabu Memuru Rıfkı Kamil Efendi‘ye sülüs nisbetinde vekalet maaşı itasının tensip edildiği.”

1914’te Çatalzeytin, 24 köyle İnebolu’ya bağlı bir bucak olarak Abana’dan ayrıldı (1909’da da Çatalzeytin’in kısa bir bucaklığı var).

15 Eylül 1914 (H 14 10 1332):

”Üç parça ecnebi gemisinin Abana Nahiyesi sahillerinde batı cihetine doğru gitmekte olduğunun bildirildiği.”

1916’da (1334) Küre Bucağı’ndan 11 köy Abana’ya geçti (Küre’nin son ilçeliği 1925’tir. Devrekâni de 1944’te ilçe oldu).

1916’da da Abana yine kısa bir süre için bucaklığını yitirdi: Enver Paşa’nın (1881) girişimiyle bucaklık Evrenye’ye verildi ve yeni bucağın adı “Evrenpaşa” oldu (o sıralarda Enver Paşa’nın Babası Ahmet Bey, Evrenye yakınındaki Darsu Köyü’nde oturuyordu).

60 köy muhtarının mühürleri olan uzun bir dilekçeyle (kimi köyler için hem muhtar, hem yaşlılar kurulu üyesi mühür bastığından, köy sayısı 48 olarak belirlendi), 9 Ocak 1916’da (Rumi 27 Kanunevvel 1331) bucaklığın Abana’ya geri verilmesi, ya da Abana’da yeni bir bucak kurulması için Kastamonu İl Genel Meclisi’ne (vilayet genel meclisi) başvurulur:

“…Nahiye Merkezi’mizin Hemşehrimiz Enver Paşa nam-ı celiline izafeten nakli mümkün olmadığı takdirde, ikinci bir nahiyenin yine Abana’da teşkiline inayeti devletlerince tensip buyurularak, düştüğümüz deryayı zaruret ve müşkilattan bir an evvel kurtarılmamıza mededire’si atifet buyurulmasını kemali tezaruu ile niyaz ve istirham eyleriz” (Ferhat Kütüklü, Osmanlı Arşiv Belgeleriyle İlçemiz, Köylerimiz ve Köklerimiz Kastamonu, Abana (yayımlanmadı) s 24.

20 Eylül 1915 (Rumi 07 09 1331):

Abana Nahiyesi civarında denizde bulunan ve kayıkçılar tarafından karaya çıkarılan sabit bir torpido hakkında Kastamonu Valiliği‘nin telgrafı.

22 Kasım 1915 (H 14 01 1334):

İnebolu‘ya bağlı Abana Nahiyesi’ndeki İbiş İskelesi‘nde denizde görülen ve kayıkçılar tarafından çıkarılan patlamamış bir torpilin muhafazaya alındığı.”

            12 Mart 1916 (H 07 05 1334):

İnebolu Kazası‘na bağlı Abana Nahiyesi merkezinin Enverpaşa olarak değiştirilen Avrine Köyü’ne nakline yapılan itirazların reddedilerek, alınan nakil kararının uygun bulunduğuna dair.”

09 Mayıs 1916 (H 06 07 1334):

Abana Nahiyesi merkezi Evrenye Köyü’ne nakledilmişse de isminin Enver Paşa olarak değiştirilmesinin vilayetin selahiyeti olduğuna dair.”

Evrenye’de 1916’da belediye de kurulur. 1881’de de (bucaklığın Abana’ya geçmesinden bir yıl önce)  Evrenye’de belediye var (Kastamonu Salnamesi).

9 Mayıs 1916 (H 06 07 1334):

İnebolu’ya bağlı Enverpaşa Nahiyesi’nin gelişmeye müsait hali gözönüne alınarak, belediye teşkiline izin verildiği.”

Evrenye’nin bu 1916’daki bucaklığının iki yıldan çok sürdüğünü yazanlar var.

İçişleri Bakanlığı Genel Müdürlüğü’nden aldığımız, dilekçemize 20 Aralık 2000 tarihli yanıtta, ”Abana Nahiyesi’nin 1916 yılında bucak merkezinin Evrenye Köyü’ne taşınması ile Evrenpaşa adını aldığı, 1918 yılında nahiye merkezinin Abana Köyü’ne taşınarak, nahiyenin tekrar Abana adını aldığı” bildirilmektedir.

            Adil Tığlıoğlu (İnebolu, 1902):

“…İşte bu Enver Paşa’nın (1881) Babası Hacı Ahmet Bey (ki, uzun boylu, beyaz gür sakallı, vakur bir zat idi), Evrenye’nin Darsu Köyü’nden olduğu için 1915 senesinde Abana’nın nahiye (bucak) merkezini alıp, Evrenye’ye oturttular. Adına da ‘Enverpaşa Nahiyesi’ dediler. Namık Bey isminde şişman, uzun boylu, iri yapılı ve iri burunlu 55-60 yaşlarında bir nahiye müdürü vardı. Harp bitinceye kadar bu mertebe devam etti. Tabii Abana köy olmuştu. Harp bittiğinde aslına dönüşerek Evrenpaşa Nahiyesi’ni aldılar, Abana’ya iade ettiler. Evrenye yine köy, Abana nahiye oldu. Ama bu işlemde Evrenyelilerin hiç kusurları ve suçları yoktur. Bu davranış, Evrenyelilerin istekleriyle değil, siyaseten olmuştur” (AG, 15 Haziran 1978).

İhsan Ozanoğlu (Kastamonu, 1907):

“1916’da nahiye merkezi Evrenye’ye kaldırılmış, 1918’de ise müdürlük yine Abana’ya naklolunmuştur” (Kastamonu Kütüğü, İstanbul 1952, s 90-91).

Kastamonu Valiliği’nin İçişleri Bakanlığı’na yolladığı 25 Ocak 1917 (Rumi 12 Kanunsani 1332) tarihli yazı:

“İnebolu Kazası’na bağlı Çatalzeytin ve Enverpaşa nahiyeleri ortasında, nahiye merkezlerine uzak mesafede bulunan, 48 köyden(*) mürekkep olmak üzere yeni bir nahiye teşkili ve adının ‘Abana’ olması, tapu ve vergi kâtiplerinin de iş bu nahiye merkezinde vazifelendirilmesi hakkında yapılmış olan müracaat ve teklif, Vilayet Genel Meclisi’nde görüşülerek uygun bulunmuştur. Bu köylerin isimleri yazılı liste ile, halkın dilekçesi ekte taktim edilmiştir” (Ferhat Kütüklü-Kamil Tunoğlu, Osmanlı Arşiv Belgelerinde Kastamonu, İstanbul 2012, s 523).

*) Bu 48 köyün adlarını Ferhat Kütüklü (S 26) açıklıyor: Aşağı Abana, Yukarı Abana, Iğrava, Pazaryeri, Sınarcık, Kilmes, Bahçe, İlişi, Toza, Ali Çelebi, Hacıhasan, Mahmut, Yukarı Zırma, Bayramgazi, Keşlik, Uluköy, Kozcuğaz, Dursun, Kızılcaelma, Sakızcılar, Kestanesökü, (okunamadı), Yaylas, Şeyhşaban, Arza, İbrahim, Sinciros, Mamat, İzmana, Narba, Aya, Kürt, Oday, Gerdiç, Gölmet, Uzunömer, Zalama, Hamzaköy, Yunarı, Ambarcılar, Elmaçukuru, Gaziyusuf, Güneyri, Girgöz, Köseali (3’ü okunamadı).

11 Ocak 1917 (H 17 03 1335):

”Abana Nahiyesi’nde çıkarılan civa madeninin ihalesi.

6 Şubat 1917 (H 13 04 1335) tarihli arşivde Abana’nın da bucak olmasının uygun bulunduğu belirtiliyor:

İnebolu Kazası‘na tabi Çatalzeytin ve Enverpaşa nahiyeleri ortasında ve nahiye merkezine uzak bir mesafede bulunan 48 köyden mürekkeb olmak üzere bir nahiye teşkiliyle isminin Abana olması hakkında yapılan müracaat ve teklifin Vilayet İdare Meclisi tarafından uygun bulunduğu.”

15 Şubat 1917’de (H 22 04 1335) Abana Bucaktır:

İnebolu‘da Abana Nahiyesi’nde teşkiline lüzum görülen belediye hakkında malumat-ı mahalliyenin beyanı.”

30 Nisan 1917 (H 08 07 1335):

Kastamonu Vilayeti’nin İnebolu Kazası’na bağlı Abana Nahiyesi’nin Şeyh Şaban Köyü’nde ortaya çıkarılan cıva madeninin İbrahim Derviş Bey ile Mehmed Fahri ve Osman Nuri efendilere ihalesi.”

27 Kasım 1917 (H 12 02 1336):

İnebolu‘nun Abana Nahiyesi’nde Orman Bekçibaşısı Veziroğlu Şükrü ve rüfekası haklarındaki evrakın gönderildiği.”

Evrenye’nin 1916’daki bucaklığı iki yıl değil, bir yıldan az sürdü. Ya da hem Abana, hem Evrenye bucaklığını sürdürdü (arşivlere göre Abana bu devrede yukardakilerden başka 12 Mart 1916, 2 Mayıs 1916, 30 Nisan 1917, 2 Mayıs 1917, 26 Eylül 1917, 27 Kasım 1917’de “bucak” görülüyor. Bu tarihlerde Evrenye’nin bucaklığı yok).

29 Mart 1919 (H 26 06 1337) tarihli arşiv, ”Evrenye Nahiyesi Merkezi’nin Abana’ya nakli”ni yaparak, Abana-Evrenye çekişmesindeki son noktayı koyar:

Kastamonu‘da Evrenye Nâhiyesi merkezinin Abana‘ya nakli”(*).

*) Kararlar genellikle önce “il genel meclisi”nde alınır. Kimi kez ilin kararı uygulanmaz. Kimi kez de, aşağıdaki örnekte olduğu gibi karar alınması istenir. Abana’nın son bucaklık kararı öncesinde Kastamonu Valisi’nin (İbrahim Hakkı Bey) İçişleri Bakanlığı’na (Dahiliye Nezareti) 5 Mart 1919 (Rumi 5 Mart 1335) tarihli yazısı: “Devletlü Efendim Hazretleri. İnebolu Kazası’na bağlı Evrenye Nahiyesi merkezinin, merkezi kadim’i olan Abana’ya nakli ve ‘Abana Nahiyesi’ olarak isimlendirilmesi hakkında nezaretinden (İçişleri) gelen 7 Ocak 1335 tarih ve özel numaralı emirnamenin, toplantı halinde bulunan Vilayet Genel Meclisi’ne hemen havale edilip, ‘Enver Paşa’ adıyla anılan Evrenye Nahiye Merkezi’nin Abana’ya nakli ve ‘Abana Nahiyesi’ olarak isimlendirilmesi hakkında meclisi umumice karar alınmış bulunduğunu arz ederim” (Ferhat Kütüklü-Kâmil Tunoğlu, “Osmanlı Arşiv Belgelerinde Kastamonu, İstanbul 2012, s 541).

Evrenye, eski haritalarda hiçbir zaman Abana’nın önüne geçememesine karşın (Evrenye’nin gösterildiği çok az sayıdaki haritada Abana var; Abana ve Apana’nın gösterildiği pek çok haritada Evrenye yok), bucaklık ve ilçelik konusunda zaman zaman Abana’nın önüne geçebilmiştir.

Evrenye” adı, 1960’ta ”Gemiciler” olarak değiştirilmiş; 2010’da yeniden ”Evrenye” olmuştur.

7 Nisan 1919 (H 06-07-1337):

” Kastamonu’ya bağlı İnebolu‘da liva, Küre ile Abana nahiyelerinde birer kaza teşkil edilmesinin tahsisât yetersizliğinden mümkün olmadığı.”

Cumhuriyet Arşivi 1 Aralık 1924:

Küre ve Abana‘da bir tapu memuru çalıştırılması hususunda Kastamonu Milletvekili Ahmet Mahir‘in teklifi.”

09 Eylül1926’da Abana İlçe’dir:

Manastır Vilayeti, Kozana Livası, Serfiçe Kazası’ndan gelip, Kastamonu İli, Abana Kazası’nda iskan edilen Hakim Ali Eşi Zarife ile evlatları Sait ve Sıtkıye‘ye ait tasfiye talepnamesi”(*).

*) ”Cumhuriyet Arşivleri”nden alıntıladığımız bu ilçeliği kuşkulu buluyoruz. Söyleştiğimiz yaşlılar, Abana’nın 1920’lerde ”ilçe” olduğuna hiç değinmedi.

            Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk “yönetim kadrosu” listelerinin yayımlandığı “1926 Devlet Salnamesi”nde Abana Bucağı’nda “Sulh Hakimi Mustafa Bey”in de görev yaptığı yazılıdır.

Abana 1920’lerde tam donanımlı bir bucakken, 1930’lu yılların başlarında kimi birimlerin kaldırıldığı anlaşılıyor.

Nuri Eren (1920):

“Ben Abana’da 1920’lerin sonuna dek adliye olduğunu biliyorum. Sulh yargıçlığı, nüfus memurluğu ve tapu dairesi vardı. Hükümet, Hacıyüzbaşı’nın yapısıydı” (özel söyleşi).

13 Şubat 1937’de Abana Merkez Muhtarı 1904 doğumlu Mustafa Şenol’un (imza “M Şenol” olarak okundu) 8 köy muhtarı (Toza, Iğrava, Gelevye, Zırma, Sinciros, Hacıveli, Bayramgazi ve Göynükler) ve 2’si merkezden 14 üyenin imzaladığı (köylerdekiler “mühür”) ve İçişleri Bakanlığı’na verdikleri dilekçede yeniden “tam donanım” isteniyor(*).

*) “Nahiyemiz bulunan Abana, 60 köyü ve 30.000 nüfusu havidir. Merkezin İnebolu’ya mesafesi karadan 6 saat ve köylerinin kısmı küllisi de 14 saat gibi uzaklığı vardır. Nüfus, vergi, tapu ve mahkeme işlerinde tam teşekküllü olduğu hengamda halkın kolaylıkla işleri görülüyordu. Halbuki beş altı sene evvel tam teşekküllü olan bu nahiyeden bu teşkilat kaldırılınca, köylümüz bu gibi dairelerde kolaylıkla gördükleri işleri yaptırabilmek için İnebolu gibi 14 saatlik karadan, yolsuz ve dağlık arazide gitmek külfetinde kalmak suretiyle ezilmekte bulunmuştur. Halkın ve köylünün şu müşkülatını kaldırmak gayesiyle emsaline kıyasen tam teşekküllü nahiye haline tekrar konulması hakkında 1934 ve 1935 senelerinde iki defa yüksek vekâletten dilemiş isek de, bütçenin imkânsızlığından bu dileğimiz is’af buyurulmamış ve halk, köylü de bu müşkülatı iktiham edegelmekte bulunmuştur. Hükümet-i Cumhuriyemizce halkın ve köylünün refah ve kalkınması için bütçe meselesi mevzubahis olamayacağından, hükümete her suretle sadakatı bulunan halkımızın 14 bin lira kıymetinde kargir hükümet, 2 bin lira kıymetinde bir telgrafhane, 7 bin lira kıymetinde beş sınıflı bir ilkokul ve 2 bin lira kıymetinde bir köy konağı binaları gibi tesisatı sırf kendi çalışma ve mali kuvvetleriyle meydana getirmişlerdir. Halkın ve köylümüzün şu fedakârlığı derpiş buyurularak, kendilerinin resmi devairde olan işlerinin tedviri için kaza merkezi olan İnebolu’ya kadar gitmek suretiyle katlandıkları mezalim ve müşkülattan bir an evvel kurtarılmak üzere lağvedilmiş olan tam teşekkülün tekrar nahiyemizde bu yıl ihyasını sevgi ve saygılarımızla arzederiz” (Varol Yazgan).

1945’te yeniden ilçe olan Abana, bugünkü Bozkurt ve Çatalzeytin ilçeleriyle Evrenye çevresini de içine alıyordu. 1945’te Abana’nın 83 köyü vardı (merkezle beraber 84 muhtarlık) ve ilçenin İnebolu ile sınırını Adıyaman Deresi oluşturuyordu (Abana’nın 1945’te ilçe oluşunu ve bu ilçeliğin kaldırılışını ayrı bölümlerde işliyoruz).

1948’de Devrekâni’nin Şeyhoğlu Köyü de Abana’ya geçti (Cumhuriyet Arşivi).

1949’da Abana’nın 8 köyü İnebolu’ya bağlandı. Bu köyler Evrenye, Namazgah, Keti, Kazla, Çerçille, Zerveli, Güde ve Ayvat’tır (Cumhuriyet Arşivi).

1951’de Hacıveli ve Bağlık (Iğrava) Abana Belediyesi’ne bağlandı (Cumhuriyet Arşivi).

1952’de Abana’nın (Çatalzeytin’le beraber) 74 köyü vardı.

1953’te Abana’nın Dibek, Hayrioğlu ve Gedefi köyleri İnebolu’ya bağlandı (Cumhuriyet Arşivi).

Abana 1954’te(*) siyasal nedenlerle (1950 Genel Seçimleri’ni DP kazanınca, Abana’daki seçmenlerin CHP’li olması nedeniyle) “köy” yapıldı.

*) İlçeliğin kaldırılma ylını “1954” olarak algılıyoruz. 21 Aralık 1953’de çıkan karar, 6 Ocak 1954’te uygulandı.

Kaldırılan belediye 1957’de yeniden ve son kez kuruldu.

1962’de Konakören Köyü (Toza) de Abana Belediyesi sınırları içine alındı (Cumhuriyet Arşivi).

Abana, Anayasa Mahkemesi kararı sonucu (Bozkurt’la beraber) 1967’de(*) İnebolu’ya bağlı bir bucak; 1968’de de yeniden ve son kez ilçe oldu (Bozkurt da ilçe oldu).

*) Cumhuriyet Arşivi, 13.12.1967: ”Kastamonu‘da Abana ve Bozkurt adları ile iki bucağın kurulması ve İnebolu İlçesi’ne bağlanması.”

Dünya tarihinde Abana gibi bu denli yönetimiyle çok oynanan (köylük, bucaklık ve ilçelik arasında gidip gelen) bir başka yer olamaz!

Bugün 1 belediyesi, 5 mahallesi ve 10 köyü bulunan Abana’nın 7 km’si doğal kumsal olmak üzere 11 km uzunluğunda deniz kıyısı var.

Yüzölçümü bakımından Kastamonu’nun en küçük ilçesi olan Abana’nın (33 km2) en yüksek yeri 300 m’dir.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 Yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Verileri’ne göre, Abana Merkez’de oturanların sayısı 3.655’tir (köylerle beraber 4.419).

            Kastamonu’nun 20 ilçesinden 12’sinin merkezi Abana’dan küçük:

Doğanyurt (1.054), Şenpazar (1.609), Ağlı (2.323), Hanönü (2.135), Küre (2.320), Pınarbaşı (2.414), Daday (2.637), İhsangazi (2.744), Seydiler (3.153), Azdavay (2.968), Çatalzeytin (3.548) ve Doğanyurt (1.047).

            Kastamonu Merkez dışındı en büyük 5 ilçe:

            Tosya (28.702), Taşköprü (16.696), Cide (11.464), İnebolu (9.839) ve Araç (6.793).

Abana İlçesi’ndeki 3322 hektar arazinin 1.743 hektarında kuru tarım (% 52,5) 2 hektarında sulu tarım, 199 hektarının bahçe, 58 hektarının da zeytinlik olarak kullanılmaktadır. Ayrıca 1.092 hektar (32,9) orman-funda, 74 hektarı da yerleşim alanıdır. Kuru tarım yapılan alanın % 16,1 orta eğimli, % 83,9’u dik eğimlidir. Toprakların % 1,8’i orta derin geri kalanı da sığ ve çok sığdır. İli’n yıllık nüfus artış hızı en yüksek olan İlçesi % 0,54 ile Abana”dır (TÜİK).

Abana’dan tarih boyunca hiçbir ordu geçmedi. İhsan Ozanoğlu (1905), Abana’yı bir kez Rusların; bir kez de Kurtuluş Savaşı”nda Yunanlıların bombaladığını yazar:

Candaroğulları çağından beri pek iyi malumunuz olan Abana’da askeri bir hareket olmamıştır. Ancak, sahildeki deniz vasıtaları bir defa Rusların bombardımanına maruz kalmış; bir defa da Milli Mücadele’de kasaba Yunanlılar tarafından bombardıman edilmiştir” (Kastamonu Kütüğü, 1952, s 91). “Turistik Kastamonu” adlı yapıtta da (Kastamonu Halk Eğitim Merkezi Yayınları-1, 1958) bu konuya değinilmiş (s 23-24): “…Türk-İslam çağında ise Rusların sahildeki deniz vasıtalarını uzaktan bombardıman etmesi, bir defa da Yunan harp gemilerinin birkaç mermi savurması tarihe mal olmuş hadiselerdendir.”

22 Nisan 1791 (H 18 08 1205) tarihli Osmanlı Arşivi’nde beş Rus gemisinden Abana ve Çatalzeytin dolayında sandalla karaya çıkıldığı ve halka zarar verildiği yazılıyor:

“Beş adet Moskov gemisinin Abana ve Çatalca İskelesi (”Çatalzeytin” olmalı) civarına demir attıkları ve sandallar ile kıyıdaki halka zarar verdikleri.”

                                                                                                    HTY’nin yakında basılacak olan ”ABANA’NIN BUCAKLIK VE İLÇELİKLERİ” taslağı

 

 

 

 

 

 

 

 

Etiketler