Emre AKINTÜRK
ABANA’YA ÖNERİLER

<center> Emre AKINTÜRK </center><center><font color=’blue’> ABANA’YA ÖNERİLER </font></center>

Üzerinden bir yıl bile geçmeden, sel baskınını büyük bir kesim unuttu.

Abana biraz rahattı ama Bozkurt acıyla kavruldu, selle savruldu.

Acaba yaralar sarıldı mı? Ne kadar sarılsa da izi kalacak. Yanan ocaklarda biliyoruz.

Allah rahmet eylesin göçüp gidenlere. Acı bir anı olarak anılarımızda yer alacak.

Bu arada Ezine Çayı’nın doğal yatağının bozulmaması, Kirse Kayası ve Atmeydanbaşı’nın doğal yapısının bozulmaması kanısındayım.

Gözle görülen bir gerçek varken bu kayanın traşlanması, köprü altının daraltılması ve Ezine’nin  doğal yatağının bozulması akıl tutulmasıdır.

Ama yaşam sürüyor.

Yaklaşık bir yıl önce Abana turizmi üzerine bir yazı yazmıştım.

Genelde iyi yorumlar aldım. O yazımın sonunu da yazmak istedim. Belki gelecek kuşaklara bir ışık olur.

Bir lider, bir Abana sevdalısı bir işadamı çıkıp bu görüşlerden yararlanabilir.

Dünyanın gidişi “3 T” gibi görünüyor.

Bunlar kanımca Tarım, teknoloji ve turizm.

Bir yerinden yakalamalıyız bu T’leri.

Ben bu yıl Abana‘ya gelemeyenlerdenim.

Son bir yıl içinde sosyalleşme yolunda neler yapıldı, uzakta olduğum için bilemiyorum. Bu yüzden aklımdan geçenleri aktaracağım.

Geçtiğimiz günlerde bir haber okudum. Cide’de 5 yıldızlı bir otel yapılacakmış. O bölgeye hayırlı olsun, inşallah başarılı olurlar.

Quiet Abana üzerine çok net bilgim yok.

Bir yıl önce Abana coğrafyasında “tarım turizmi”nden söz etmiştim.

Gönüllülük”e dayanabilecek bir oluşumdan söz etmiştim.

Turizm yatırımı konusunda büyük çaplı ısıtmalı, havuzlu, turimz kuruluşları bağlantılı, toplantı salonu olan ,alt katlarında da üretim yapılan, soğukhava odaları bulunan bir kuruluş.

Tarımsal çalışma konusunda da balıkçılık.

Karides yetiştiriciliği, balık çiftlikleri, defne, dikensiz böğürtlen, frambuaz, kivi, kuşburnu, kestane balı ve istiridye mantarından söz etmiştim.

Bunlara, değeri yüksek olan salep yetiştiriciliği ve asma yetiştiriciliği de eklenebilir. Ayrıca Ihlamur ormanları da düşünülebilir.

Hadi bunların tümünü yaptık, tüm altyapıyı hazırladık, oteli kurduk, ürünleri işledik; ürettik diyelim.

Bir de pazarlama konusu var. Ürettiğini satamıyorsan bir hiçsin.

Sürdürülebilir bir işletme olmak istiyorsak nitelik, hizmet  ve fiyat dengesi karşınıza çıkacak.

Burada gönüllülük ve özveri ilkesini vurgulamak gerek.

İşletmenizin çıkarları doğrultusunda “piyasa analizi” yaparak ürünlerinizi sunacaksınız. Dişli rakipleriniz olacak. Amaç kitlenizi belirleyip nokta atışlarıyla 12’den vurmak gerek. Yoksa, kötü algı çığ gibi büyür ve sizi yok eder.

“Bu konuyu nasıl aşabiliriz?”e gelince:

Öncelikle çok az bir “kâr marcı” gütmek ve “piyasa”da tanınabilmek çok önemli.

Nasıl yaparız?”a gelince:

Uzun süre dayanabilecek ürünleri yollama ve pazarlamada bir sıkıntı gözükmüyor. Ama ne kadar çabuk para akışına katkıda bulunulursa o kadar iyi olur.

Soğukhava depolarında ürünleri çok saklarsanız gideriniz artar.

Bu ürünleri soğuk zincir arabalarıyla önceden iletişim kurduğunuz yerlere, kısa sürede ulaştırmanız gerekir.

Yöremizde yapılabilecek böyle bir girişime tüm hemşerilerimizin kayıtsız kalacağını düşünmüyorum.

Sevgi ve Saygılarımla.

Etiketler