HALİME ÇAVUŞ
Halime Çavuş (1898), Kastamonu’nun Duruçay Köyü’nde doğdu.

Babası ve annesi istememesine karşın, Kurtuluş Savaşı’na (1919-1923) katıldı.
Saçlarını kazıttı, sakal tıraşı oldu ve “erkek kılığı”nda “milis” güçlere katıldı.
Arkadaşları arasında uzun süre “Halim” olarak tanındı.
Ordunun “lojistiği”nde görev aldı.
İnebolu’dan Ankara ve Sakarya’ya öküz arabaları üzerinde “silah ve mühimmat” taşıdı.
Bir gün karlı ve soğuk havada “mont”unu “cephane”nin üzerine örttü.
Bu sırada Mustafa Kemal Paşa ve beraberindeki kurula denk geldi.
Mustafa Kemal Paşa, taşıdığı mermileri kendi yaşamından daha çok önemseyen bu askeri görünce çok etkilendi ve ona “Neden üzerindeki montu mermilerin üstüne örttün, üşümüyor musun?” sorusunu yöneltti.
Halime, “Benim üşümem hiç önemli değil. Bu cephane yüzlerce, belki de binlerce askerimizi koruyacak” dedi. Kimi kaynaklara göreyse “Bey, yüz bin kişi kurtulacak. Ben öleceğim de ne olacak?” dedi.
Mustafa Kemal Paşa, kafa kâğıdında (kimlik), Halime’nin kadın olduğunu görünce kendisine “Sen kız mısın?” diye sordu ve “Evet.” yanıtını aldı. Paşa, yaverine Halime Çavuş’la ilgili tüm bilgileri not aldırarak Ankara’ya döndü.
9 Haziran 1921’de Yunan savaş gemileri Georgios Averof ve Kilkis, İnebolu’yu bombaladığı sırada ayağına gelen “şarapnel”le ağır yaralanarak ordudan ayrıldı.
Savaşın sonunda Mustafa Kemal Paşa ve Eşi Lâtife Hanımla görüşmesi için Ankara’ya çağrıldı.
Çankaya Köşkü’nde 15 gün ağırlandı.
Bu sırada çavuş rütbesine yükseltildi ve İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi.
Paşa’nın “Seni yollamıyorum, bizim kızımız ol.” sözlerine, “Annem ve babam beni bekler” yanıtını verdi.
Paşa’nın çeşitli armağanlarıyla evine yollandı ve kendisine aylık bağlandı.
1934’te Soyadı Yasası’yla “Kocabıyık” soyadını aldı.
Kastamonu’nun Duruçay Köyü’nde 20 Şubat 1976’da yaşamını yitirdi.
(Bu haber “kastamonugazetesi.com.tr”den derlendi)
