İskender Şengör: HAYATİ-SALİM YILMAZ VE ABANA KENT MÜZESİ
Eğitmen Necati Yılmaz; Cumhuriyetimizin ilk öğretmenlerinden. 1912 Abana Yeşilyuva doğumlu. Askerde okur yazar olduğu tespit edilip 1938‘de Gölköy Köy Enstitüsü’ne yollanmış. Sekiz aylık eğitimden sonra kendi köyüne eğitmen olarak gönderilmiş.
Yeşilyuva’da 6 çocuğu olmuş. Nurettin, Nuran, Salim, Ahmet, Necmettin ve Hayati.

1933 doğumlu Hayati Tahsin Yılmaz, babası gibi 1947’de Gölköy Köy Enstitüsü’ne girip 1952‘de bitirmiş ve 12 yıl Samsun ve Kastamonu köylerinde öğretmenlik yapmış.
Hayati Abimiz Samsun’da Eşi Raziye ile tanışıp 1954 yılında evlenir.
Bir yaz tatilinde turist olarak Belçika’ya gider. Hatta o yaz tatili esnasında orada bir kalorifer fabrikasında kısa bir süre çalışır.
Dönünce tayinini hanımının olduğu yer olan Bafra’ya ister ama tayini Çarşamba’ya çıkar. 3 ay orada kalıp, sonrasında öğretmenliği bırakır ve bu sefer doğrudan Almanya’ya gider. Köln’de üç ay bir montaj fabrikasında çalışır ama sürekli oturum için bir türlü vize alamaz. Almanya’dan tekrar Belçika’ya gitmeye karar verir. Sınırı turist görünmek için bisikletle geçip Belçika’da daha önce çalıştığı fabrikada tekrar işe başlar ve iki yıl orada çalışır.

Belçika’da çalışırken bir Türk iş arkadaşı İsveç’i kendisine çok metheder. Hayati Abimiz Belçika’dan bir araba alıp önce Abana’ya izine gelir sonra dönerken arkadaşının anlatması sonucu merak ettiği İsveç’e gider. Ancak sınır kapısında arabası eski olduğundan arabayı İsveç’e almazlar. Hayati Abimiz kapıda arabayı bırakıp İsveç’e yaya olarak girer ve İsveç’te yaklaşık 50 sene kalır.
Bu süre içerisinde Abana’dan hiç kopmaz. Her yaz hatta fırsat buldukça kışları da hep memleketi Abana’ya gelir. 1970’te Abana Gazetesi’ni çıkarır. İstanbul’da el dizgisi tipo makinesi ile bir matbaa kurar. Gazetede Abana kelimesi sürekli geçtiğinden dizgide a hafri sürekli tükenir. En büyük sıkıntı bu olur. Matbaaya ekstra hep a harfi alınır. İstanbul’da kurduğu ilk matbaanın ismi Abana Basımevi’dir.
1975’te, kendisine İsveç’te bir şans oyunundan 50 aylığına bedel büyük ikramiye vurur. Bu para ile Türkiye’de Görkem Yayınevi’ni kurar ve burada Abana Gazetesi’ni çıkarmaya devam eder.

Bu dönemde Akşam Gazetesi ve Varlık Dergisi’nde köşe yazıları da yazar. Bir yandan yurt dışında yaşarken diğer yandan Abana’nın ve Abanalıların kökenini araştırır. Fotoğrafa ve zamanı kayıt altına alma ilgisi büyüktür. Abana ve Abanalıların fotoğrafını çeker.
1969 da ABD’li astronatların aya götürdüğü ve ayda fotoğraf çektikleri fotoğraf makinesinin aynısından çok para ödeyip alır bu makine ile Abana’da fotoğraflar çeker.

(Hasselblad 500ELs, Ayda kullanılan fotoğraf makinesi)
Aşağıdaki fotoğrafta, o yıllarda bu makine ile Bakacak Tepesi’nde bir ağacın üzerinden Abana‘nın fotoğraflarını çekmeye çalışan Hayati Abimiz görünüyor.

Abana’ya geldiği sürede sürekli Abanalılarla röportajlar yapar Abana tarihini araştırır. Sonunda 2006 yılında Abana Belgeseli isimli, derlediği tüm bilgileri içeren bir kitap çıkarır.

Türkiye’de bir ilçe için bu detayda yazılmış bir kitap daha olduğunu düşünmüyorum.
Hayati Abi bugün 91 yaşında ve hala internet üzerinden Abana Gazetesi’ni derlemeye ve Abana’yı araştırmaya devam ediyor.
Yeni çıkaracağı Abana Belgesi 2 için hala aralıksız çalışıyor.
SALİM YILMAZ

Hayati Abimizin kardeşi, 1938 doğumlu Salim Yılmaz da babalarının okuduğu Gölköy Köy Enstitüsü’ne gitmiş. Salim Abi okulda bazı koşullara ses çıkarıp hafif bir ayaklanma oluşturduğundan, dört yıl eğitim gördükten sonra bitirmesine 2 sene kala okuldan gönderilmiş. Okuldan sonra Küre’de zabıt kâtibi olarak işe başlamış. Burada 5-6 yıl çalıştıktan sonra 1965 de Belçika’da bulunan Abisi Hayati Tahsin Yılmaz’ın yanına gitmiş.
Sonrasında Salim Abi Belçika’da güzel iş bulamayınca Hayati Abisi aracılığı ile Hollanda’ya gider. Philips Fabrikası’nda işe başlar ve yaklaşık 35 sene çalıştıktan sonra buradan emekli olur. Salim Abimiz de abisi gibi Abana ile bağlarını hiç koparmaz.
Yurt dışında yaşayan Abanalılar arasında Abana için ne zaman yardım ya da bir iş için para toplansa, Salim Abi hep en başta gelir. Hatta Abana Yeni Cami yapılırken yine en büyük bağışı Avrupa’daki Abanalılar arasından Salim Yılmaz yapar. Abana’ya fabrika kurulurken de tüm Abanalılar gibi iki kardeş destekte bulunurlar. Salim Abimiz de iş dışında hiç boş durmaz. Yurt dışında gittiği her yerde kütüphanelere uğrar ve Abana’yı araştırır. Dönem tarihi ile ilgili tüm kitapları okur. Tüm haritaları inceler. Bugün konuştuğumuz Paflagonya ya da Aeginetes kelimelerini ilk Salim Abi’den duymuşuzdur. Salim Abimiz ayrıca sürekli Abana ile ilgili tarihi eserleri-eşyaları toplar.

Abana çevresinden toparladığı yukarıdaki fotoğfta görülen tarihi eserler önce belediye önünde, sonra lise bahçesinde, sonra kulüp bahçesinde yıllarca açık havada sergilendi.
Salim Abimizin bu sürede tek hayali bu eserlerin sergileneceği Abana’da bir müze kurulmasıydı.
Yıllar sonra hükümet binası bahçesinde bir müze kuruldu. Sonra başka Abanalılar da buraya ellerinde bulunan eserleri bağışladı. Muharrem Saka Abimizin düzenlemesi ile bu eserler burada 2 yıl kadar sergilendi.
Ancak müze, binaya ait resmi eksiklikler nedeniyle kapandı. Kapanmadan önce Kastamonu müze müdürlüğünden gelinip, vaftiz teknesi ve mermer sütun başı gibi önemli tarihi eserler alınıp Kastamonu’ya götürüldü.

KENT MÜZESİ
Şimdi ise çok güzel ve tarihi bir binada yeni bir müzemiz var.
Müzemizin eksikleri olsa da ilerleyen yıllarda çok daha güzel ve işlevsel hale gelecektir.
Yeni müze ilk açıldığında Abana Kent Müzesi’ne Hayati ve Salim Abimizin isimlerinin verilmesi gerektiğini düşündüm.
Eski belediye başkanına bu konuyu açtığımda seçim zamanı olduğundan artık meclisin toplanmayacağını ve yeni yönetimin bunu yapabileceğini söyledi. Seçim yapılır yapılmaz meclis üyesi arkadaşlarıma bu konuyu anlattım ve onlar da önerge olarak ilk meclis toplantıda bu konuyu dile getirdiler. Toplantıda bu konunun sonra değerlendirileceği söylenmiş. Bir hareket olmayınca sosyal medya hesaplarımdan bu konuyu ara ara dile getirdim ancak yine bir sonuç alamadım.
Hayatlarını maddi manevi Abana’ya adamış bu iki kardeşin sağlıklarında müzeye isimlerinin verildiği günü görmeleri dileğiyle.
Lütfen bugünün işini yarına bırakmayalım.
İskender ŞENGÖR (Abana Muhbir Gazetesi, 1-30 Temmuz 2024)
