İskender ŞENGÖR:
PASCAL DA HARMASON DİYOR!

<center> İskender ŞENGÖR: </center><center><font color=’blue’> PASCAL DA HARMASON DİYOR! </font></center>

Beni tanıyanların bildiği üzere uzun süredir Abana tarihi hakkında araştırma yapıyorum. Bu bende çocukluğumdan beri gelen bir merak.

Hayati ve Salim Yılmaz Abilerimiz eskiden birçok imkansızlıklara rağmen bu konuda araştırmalar yapıp bilgi biriktirmişler. İnternetin olmadığı, yani bilgiye ulaşmanın çok zor olduğu dönemlerde birçok haritaya, arşive, kütüphanelerden kitaplara ulaşmışlar.

Salim ve Hayati Abimiz Richard Kiepert’in 1914’te yayımlanan 1902-1906 yapımı Küçük Asya (Klein Asien) haritasını aşağıdaki şekilde gördüklerinden ve sahildeki tek yerleşim yeri olarak Hacıveli’yi bildiklerinden Aeginetes’in merkezini de tıpkı Kiepert gibi Hacıveli olarak düşündüler ve aşağıdaki haritayı Abana Belgeseli kapağına bastılar.

Kiepert haritasında olduğu gibi liman kentinin merkezi, limandan bu kadar uzakta olmazdı. Diğer birçok haritada Aeginetes, Aeginetes Irmağı’nın dibinde gözükmekteydi. Bölgeyi gezen seyyahlar ‘Aeginetes, aynı isimli şehri sular’ diyordu.

(Sanson, Nicolas, 1600-1667)

Sahada bulduğum bir çok bulgu ve bir mezar kazısı esnasında gördüğüm mozaik, muhtemel havuz tabanı ve devasa işlemeli mermerler ve birçok kaynak bu tezimi doğruladı.

Bugüne kadar hep Harmason’nun da Abana gibi Ezine’nin getirdiği malzeme ile oluştuğunu düşünmüştük. Ancak gerçek böyle değildi.

1974 tarihli aşağıdaki fotoğrafta bu burun ve oluşan sahil net olarak görülüyor.

Bölgede kuyu kazmak için sondaj yapanların söyledikleri, arazide yaptığım bir sürü araştırma ile Harmason çınarlardan mezarlık ve yüksekokulun önündeki yol boyunca güney kısımın ana kara olduğunu anladım. Denize doğru tıpkı bugünkü Beldeğirmeni gibi uzanan bu burun, tarih boyunca hep vardı. Bu burun ve arkasındaki Harmason Düzlüğü, yaklaşık 120.000 m2’lik bir alandır. Toza sırtları ile beraber 200 bin m2 üzerinde yerleşim alanı barındırmaktadır.

Aeginetes’in ve bölgedeki diğer kolonilerin ticarete başladığı tarih yaklaşık MÖ 700’ler civarındadır. Bundan sonra da birçok medeniyet buralarda yaşamış. Bu tarihi süreci iyi anlamak lazım. Her bulunan eser antik döneme uzanmıyor. Ceneviz dönemi bölgede yapılan kalelerin yapımı muhtemelen MS 1200. Yani Aeginetes’in kuruluşu ile arada neredeyse 2 bin yıl var. Bizans ve Pontus dönemlerinde, sonrasında Osmanlı dönemine ait bölgede izler var. Yani burada antik dönemde başlayan yaşam geç dönemde de devam etmiş.

Yüzyıllar boyu atalarımız dahil bölgeden kereste ticareti yapmışlar. Tüm Ezine havzası boyunca neredeyse tüm ağaçlar kesilmiş ve bu açılan alanlarda tarım yapılmış. Uzun yıllar boyu oluşan yağışlar, seller ve erozyon sonucu Ezine Koyu dolmuş ve liman olarak kullanılamaz hale gelmiş. Sonrasında küçük ticari faaliyetler nispeten deniz faaliyetlerinde korunaklı Hacıveli ve İlişi’de devam etmiş.

Diğer haritalarda da Kiepert haritasındaki gibi birçok hatalar mevcut. Bu dönem şartları için oldukça normal. Denizcilerin ellerinde cihaz yok, uydu koordinasyonu yok, ilkel aletler ile yaklaşık tespitler yapıp duydukları öğrendikleri isimler ile kıyılardaki yerleşimleri işaretliyorlar.

Ancak tüm haritaların ve bölge ile ilgili yazılanların ortak noktası İnebolu-Ginolu arasında  tek ve büyük bir ırmak var, ismi de Aeginetes. Bu ırmak aynı isimli kenti suluyor. Aeginetes’in merkezinin  nerede olduğunu bulmak için mihenk taşımız, bölgenin en büyük ve haritalarda tek başına gösterilen Aeginetes (Ezinetes) ırmağı.

Bu şehrin ismi zamanla değişmiş. Aeginetes, Ghinuk, Inichi, Ghinne, Aildum bu isimlerden bazıları.

Bazı kaynaklar ‘İnichi eski Aeginetes’tir’ diyor. Bu da doğru ama bu Aeginetes merkezinin bugünkü İlişi olduğu anlamına gelmiyor. Aşağıdaki haritada görüleceği üzere bir haritada bir dönem Kerempe ile İnce Burun arasında oluşturulan koyun adı da İnichi (Bay of İnichi).

Bu haritada da, bu alandaki en büyük ırmak Ezine ve ağzındaki koy da net olarak gözüküyor. Bu arada Aeginets’in Yunan dilinde okunuşunun ‘Ezinetes’ olduğunu tekrar hatılatmakta fayda var.

Bölgede, sahilde yerleşimler oluştukça, geç dönem haritalarda antik dönem haritalarda Ginolu-İnebolu arasında tek kasaba Aeginetes iken aynı bölgede Hacıveli, Abana, Harmason, İlişi, ve Evrenye oluşmuş.

Şimdi gelelim başlıkta yazdığım isim Pascal Fourcade kim?

Pascal Fourcade, 1769’da esnaf bir babaın oğlu olarak Fransa‘nın güneybatısında yer alan Pau‘da dogdu. Sinop‘taki konsoloslugu süresince de görüleceği gibi her an etkisinde olduğu iyi bir klasik eğitimi aldı. Daha sonra Paris‘ e gitti. Burada devrim hareketlerine katıldı. 1793 yılının başlarında  Belçika’ya gönderildi. Paris‘e döndükten sonra Montagnard denilen siyasi gruba katıldı ve Claude Payan ve Jullien Kardeşler’in yanında devrim döneminin önemli gazetelerinden olan l’ Anti-Federaliste‘in direktörlügünü yaptı. İki yıl Paris‘te degişik görevlerde bulunduktan sonra 1795’te Akka‘ya konsolos tayin edildi (Barat, 2005: 166). Fakat bu gorevine gitmedi. Aynı sene Hanya‘ya konsolos olarak atandı. Fransızların Mısır Seferi döneminde (Eylül 1798) Hanya‘da hapsedildi ve burada eşi ve ilk çocugu ile 13 yıl tutuklu kaldı. Daha sonra İstanbul‘a getirildi ve burada da tutukluluk hali devam etti. İki ülke arasmdaki ilişkilerin yumuşaması ile Ocak 1801’de Fransa‘ya döndü. 1803 yılında başlayıp altı yıl süren Sinop konsolosluğu’ndan sonra Fourcade 1809 Subat’da Kırım’a buradan da Paris‘e döndü. Ocak 1812’de Selanik‘e konsolos olarak tayin edilse de burada Eylül 1813’te dizanteriden öldü.

2015 yılında editörlüğü  Doç Dr Asım ÇOBAN, Prof Dr Hasan BABACAN, Prof Dr Mustafa ÇOLAK, Dr ibrahim SERBESTOGLU, Ogr Gor Ahmet SAGLAM tarafıdan yapılan ve bir çok tarihcini akedemisyenin katıldığı III. ULUSLARARASI GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE   MERZİFON ve AMASYA YÖRESİ SEMPOZYUM bildiri kitabında  söyle yazıyor:

Fourcade yapmış olduğu bu geziler sayesinde bölge ile ilgili haritaların büyük yanlışlar barındırdığını ve bu bakımdan faydalı olabilecegini düşündüğü bir harita yaptığını ifade etmektedir. Nitekim bu harita Fourcade daha sonra bölgeyi gezecek seyyahlar için önemli bir kaynak olmuştur.’

Ortaya çıkardığı  kaynaklar itibanyla Fourcade ticari bir komiser olarak bölgede yapmış olduğu geziler her bakımdan önemlidir. Cumont‘un tabiriyle o zamana kadar Avrupalılar tarafından ‘terra incognita’ olan bu bolgeye ilişkin olarak Fourcade‘m gezileri bölgenin tarihine yönelik calışmalar açısından öncü olmuştur. Öyle ki Fourcade, seyahatleri sırasında bir günlük tutuyor ve daha sonra yazdığı raporlarda bu günlüğü kullanıyordu (Cumont, 1922: 313).

Fourcade, Sinop dışında gerçekleştirdiği seyahatlerde iyi bir “ticari komiser” olarak ziyaret ettigi yerlerin ticaret, endüstri ve tarımdan bahsetmesinin yanıda bu yerlerin coğrafyası, antik dönemdeki tarihi ve arkeolojisi ile ilgili incelemelerde de bulunuyor, seyahat güzergahlarına dair haritalar hazırlıyor ve bir nümizmat gibi bulduğu eski paraları topluyordu.

Ocak 1806’da Sinop‘tan yola çıkan Fourcade, Kızılmak ve Göksu boyunca Boyabat-Taşköprü istikametini takip ederek 29 Ocak’ta Kastamonu‘ya ulaştı. Seyahatinden sonra yayınlamış olduğu özel raporunda (memoir) Kastamonu‘ya kadar ilerleyerek Antik Pompeiopolis Kenti’nin kalıntılarına ilişkin bazı keşifler yapmayı amaçladıgını belirtmekteydi. Fransız Coğrafyacı Anville’in (Jean Baptiste Bourguignon d’ Anville) haritaları ve antik kaynakları esas alan Fourcade kendi gözlemlerinden sonra bu haritada gösterilen pek çok yerleşim yerinin yanlışlığını ortaya koydu. Bu bölgelerde yaptığı incelemelerini “Memoire sur Pompeiopolis ou Tasch Kouprou avec quelques remarques sur Tovata ou Voyavat “adıyla iki rapor halinde hazırladı.

Taşköprü ile ilgili raporunda bölgede karşılaştığı antik kalıntılar üzerinde uzun değerlendirmeler yaptı. Bu incelemelerde en büyük keşfi Paflagonya‘nın merkezi olan Pompeiopolis Kenti’nin kalıntılarının Taşköprü Merkez’de yer aldığını tespit etmesi oldu (Deherain, 1924: 325).

Paphlagonia Başketi Pompepolisi Taşköprü’de bulan Pascal, Sinop konsolosluğu sırasında İnebolu’ya kadar sahil kısmını da gezdi. Yaptığı geziler sonucunda eski dönem bütün yanlışlıkları da düzelterek aşağıdaki bölge haritasını 1806 yılında  oluşturdu.

Bu haritada Aeginetes merkezi nerede diye baktığımızda, doğrudan şimdiki Harmason olduğunu görüyoruz.

Abana ve Aeginetes merkezi üzerinde Pazaryeri’nin (Bozkurt) de yer aldığı Ezine’nin denize döküldüğü yerde, batı tarafa Pascal tarafından işaretlenmiş. Aynı haritada Çatalzetin, Ginolu, İlişi, Evrenye de var.  hepsi yerli yerinde.

Bu haritaya ben ‘Aeginetes Merksez’i Harmason’dur’ dedikten 2 yıl sonra ulaştım.

Toprak altında gördüklerimden, diğer bulgulardan, yıllarca yaptığım araştırmalardan ve en önemlisi bölge coğrafyasını adım adım bildiğimden, sonuç olarak herşeyden başından beri emin olduğumdan bu harita beni hiç şaşırtmadı.

Şimdi bu harita önümüzdeki günlerde Hayati Tahsin Yılmaz Abimizin yeni çıkaracağı Abana Belgeseli 2. baskısında kapakta yer alacak ve bir yanlış düzelmiş olacak.

Umarım bir gün yapılacak kapsamlı arkeolojik çalışmalar ile MÖ 700’lü yıllara dayanan, günümüzden yaklaşık 3 bin sene öncesine dayanan Abana tarihi de gün yüzüne çıkacak.

İskender ŞENGÖR (Abana Muhbir Gazetesi, 1-30 Ağustos 2024)

Etiketler