Mustafa Yaşar DİLSİZ:
GAZİ, İNEBOLU’YA ÇIKSAYDI

<center> Mustafa Yaşar DİLSİZ: </center><center><font color=’blue’> GAZİ, İNEBOLU’YA ÇIKSAYDI </font></center>

1919’un o sisli Mayıs sabahında, Karadeniz’in hırçın sularını yaran bir vapur düşünün.

Ama rotası Samsun değil.

Rotası İnebolu.

Ve tarihin en büyük sorularından biri usulca önümüze bırakılsın:

Atatürk 19 Mayıs’ta Samsun yerine İnebolu’ya çıksaydı ne olurdu?”

Belki de Türkiye Cumhuriyeti’nin hafızası bambaşka yazılırdı.

Çünkü İnebolu sıradan bir Karadeniz Kasabası değildi. Anadolu’nun damarına kan taşıyan bir limandı. Daha Kurtuluş Savaşı başlamadan önce bile Karadeniz’in tuzlu rüzgârıyla birlikte direniş kokusu taşıyan bir yerdi. İnsanları yalnız balıkçı, kayıkçı ya da tüccar değildi; gerektiğinde cephaneyi sırtlayan, kağnıya omuz veren, ölümle pazarlık etmeyi göze alan insanlardı.

Mustafa Kemal Paşa eğer İnebolu’ya çıksaydı, belki de Millî Mücadele daha ilk gününden “lojistik bir direniş” olarak şekillenecekti. Çünkü İnebolu’nun karakteri romantik nutuklardan çokx fedakârlığa dayanıyordu. Burada kahramanlık taslanmazdı; taşınırdı. Sessizce. Yağmur altında. Çamurun içinde.

Belki de ilk genelge Havza’da değil, İnebolu’nun rutubet kokan bir hükümet konağında yayımlanacaktı. Belki “İstiklal Yolu” kavramı yalnız bir cephane hattı değil, doğrudan Millî Mücadele’nin kalbi olacaktı.

Ve kim bilir?

Belki bugün Türkiye’de her 19 Mayıs’ta milyonlar Samsun’u değil İnebolu’yu konuşacaktı.

Belki çocuk kitaplarında vapurun yanaştığı o ilk kıyı, İnebolu Mendireği olacaktı.

Belki de Türkiye’nin kolektif hafızasında Karadeniz’in o kadim kasabası yalnız “cephane taşıyan şehir” değil, “Cumhuriyet’in başladığı şehir” olarak anılacaktı.

Ama tarihin ironisi burada başlıyor.

Atatürk Samsun’a çıktı; fakat Anadolu direnişinin omurgasını yine İnebolu oluşturdu.

Cepheye giden silahın, merminin, umudun büyük kısmı bu limandan geçti. Ankara’ya uzanan yol yalnız bir yol değildi; yoksul Anadolu’nun belkemiğiydi. Kadınların, çocukların, yaşlıların çektiği kağnılar; aslında Cumhuriyet’in doğum sancılarıydı.

Yani tarih, İnebolu’ya “ilk adım” unvanını vermedi belki.

Ama “yükü taşıyan şehir” olmayı verdi.

Bu yüzden mesele Atatürk’ün nereye çıktığından daha büyüktür bazen.

Mesele, hangi halkın o mücadeleyi sırtlandığıdır.

Ve İnebolu, tam da burada Türkiye’nin vicdanına dönüşür.

Çünkü bazı şehirler tarihe imza atar, bazıları ise tarihi omzunda taşır. Ve İnebolu beyaz şeritli İstiklâl Madalyası ile taltif edilerek tarihe kazınır.

Şeref ve kahramanlık madalyamızın 102, Milli Mücadele ilk adımının 107. Yılı kutlu olsun.

(Bu yazı “facebook.com/inebolupostasi”nden derlendi)

Etiketler