Küre Dağları’nda MADEN ARANACAK!
Kastamonu, Zonguldak ve Bartın sınırlarına giren Küre Dağları’nın eteğinde “endemik bitkiler”i barındıran, içinde dünyanın en derin ikinci kanyonu olan, 3 bin 500 hektarlık ormanlık alana uzman görüşü ve ÇED raporu istenmeden maden arama izni verildi.

Dünyanın en derin ikinci kanyonu olan ve nadir endemik bitkileri barındıran Valla Kanyonu’nun bulunduğu bölgede 3 bin 500 hektarlık alana maden arama izni verildi. Doğal güzelliklerinin yan sıra yeraltı kaynakları açısından zengin olan Zonguldak’ın, Fındıklı, Belen, Kasımlı, Doğancılar, Kocaman ve Alaplı’ya sınır olan Akçakoca’nın köylerinde 1.774 hektarlık ve Devrek’in Ahmetoğlu Köyü’nde 1.737 hektarlık daha orman alanında bakır ve manganez aranacak.
Toplamda 3.500’i aşkın hektarlık alanda maden arama işlemi yapılırken Türkiye’nin akciğerlerine hançer üstüne hançer vurulacak. Yapılacak orman tahribatının içinde ceviz, kestane ve kestane meşelerinin olduğu alanlar Mavera Mandencilik’e verildi.
Mavera Madencilik, Zonguldak’ın Alaplı İlçesi’nde bakır, Devrek İlçesi’nde de manganez aramak için Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nden (MAPEG) maden arama ruhsatı aldı.
Bölge halkı madene karşı savaşım için kolları sıvarken, ilk eylemlerini 21 Eylül Cumartesi saat 12.00’de yapacağını duyurdu.
Kuzey Ormanları Savunması Sözcüsü ve Kent Plancısı Başar Alipaça:
“Zonguldak İli doğası, sahip olduğu zengin ekolojik ve tarımsal potansiyele rağmen, maden tekelleri uğruna gözden çıkarılmaya çalışılıyor. Altın madenciliği üretim aşamasında ormanlar ve çevre sağlığı açısından başlı başına ağır bir tahrip sebebiyken, çok geniş alanların da altın arama faaliyetlerine açılması ile bu tahrip tüm bölgeyi etkisi altına alıyor. Altın ve diğer 4. grup madenler için verilen arama ruhsat sahaları pek çok il ormanlarının neredeyse bütün mevkilerini kapsıyor. Bu, aynı zamanda hiçbir ekolojik değere bakılmaksızın her maden bulunan noktaya üretim izni verileceğinin de kanıtı durumunda. Maden arama faaliyetleri için açılan yollar, sondaj için açılan alanlar yine yoğun orman tahribine sebep oluyor. Diğer köylerimizde olduğu gibi Zonguldak köylerinde de toprağını, ormanı, suyunu savunan köylüler sadece o bölgeyi değil aslında tüm vatanı savunmakta.”
Tarım Yazarı Gazi Kutlu:
“Özellikle, madenlerin çevresindeki verimli tarım arazileri binlerce yılda oluşmuş yapısını geri kazanamaz. Bir diğer sorun ise maden ruhsatı alan firmaların, çevredeki tarım alanlarını kaybettikten sonra üretimi başka bölgelerde telafi edeceklerini iddia etmeleridir. Fakat maden sahası içinde kalan bir zeytinlik veya meyve bahçesini başka bir bölgede yeniden kurarak aynı verimi almak imkansızdır. Bu süreçte Tarım ve Orman Bakanlığı bir yandan işlenmeyen tarım arazilerini kiraya vermek için kanunlar çıkarırken, diğer yandan binlerce yıllık verimli toprakları maden sahalarına ruhsat veriyor. Bu çelişki kabul edilemez. Toprağın altında ne varsa, yeşil altın olarak adlandırdığımız fındıktan, sarı altın olarak bildiğimiz zeytinden ya da beyaz altın pamuktan daha değerli değildir.”
Alaplı’nın Fındıklı Köyü Muhtarı Bayram Sezgin:
“Çalışma yapılacak yerler fındık, ceviz ağaçlarımızın olduğu bir bölge. Bölgede oldukça verimli bir şekilde arıcılık yapılıyor. Bölgede ıhlamur ağacı ve dere yatağımız var. Yapılacak tahribat 3-4 tane daha köyü etkiliyor. Bölgemizdeki derede nesli tükenme tehlikesindeki kırmızı benekli alabalık var. Bu kadar güzel doğal alanımızı talan edecekler, canlılar etkilenecek. Aynı zamanda çalışma yapılacak yer denizi de etkileyecek. ÇED raporu yok, sağlıkçılardan, tarım uzmanlarından görüş alınması lazımdı. Araştırılmadan ruhsatın verilmesi anlaşılır değil. Ağaçlarımızı katletmesinler, nefesimizi kesmesinler.”
(Bu haber “inebolupostasi.com”dan derlendi)
